Beylerbeyi Sarayı’na bağlı birçok ek yapılar ve bahçeler mevcuttur.
Beylerbeyi Sarayı sadece görünen mermer binadan ibaret değildir. Ana binanın dışında Beylerbeyi Sarayı’na bağlı birçok ek yapılar ve bahçeler de mevcuttur.Bunlar arasında Mermer Köşk, Sarı Köşk, Ahır Köşkü (Has Ahır), Saray Bahçeleri ve Deniz Köşkleri sayılabilir. Bu ilâve yapılar ve bahçeler hakkında şu önemli bilgileri verebiliriz:
“Mermer Köşk: 1829-1832 yılları arasında Sultan II. Mahmud tarafından av köşkü olarak yaptırılan, içinde havuz ve sebili de bulunan Mermer Köşk, ismini dış duvarlarının mermerden yapılmış olmasından almaktadır.
Sarı Köşk: Mermer Köşk’ün yakınında yer alan Sarı Köşk, bir cephesiyle ormanlık alanın içerisinde yer alırken diğer cephesiyle dışarı doğru açılmaktadır. Bodrum üzerine iki kat olarak tasarlanan köşk, gerek tavan süslemeleri gerekse iç dekorasyonu ile birlikte döneminin özgün örneklerinden biridir.
Ahır Köşkü (Has Ahır): Mermer Köşk’ün ilerisinde saray bahçesinin son seddi üzerinde yer alan bu köşkte, Osmanlı’nın at kültürüne bakışını yansıtan özellikler bulunmaktadır. Giriş bölümünün tavanlarında at ve diğer hayvan figürleri resmedilmiştir. Ahır kısmı sağlı-sollu 20 bölümden oluşmaktadır. Avize ve diğer unsurlarda at başları ve gözlerini konu alan kabartmalar göze çarpmaktadır.
Saray Bahçeleri: 19. yüzyılın prestij yapılarından biri olan Beylerbeyi Sarayı’nın yukarıya doğru uzanan, birbirine merdiven ve rampalarla bağlanmış bahçelerinin günümüze kalan toplam alanı 70 dönüm civarındadır. Hasbahçe’deki manolya ve kestane ağaçları ile Harem bahçesindeki ıhlamur ve setlerdeki Boğaziçi’nin simgesi erguvanların, Sultan II. Abdülhamid döneminde dikildiği bilinmektedir.
Deniz Köşkleri: Deniz köşkleri biri Mâbeyn, diğeri Harem’de (Valide Sultan’a ait) olmak üzere çift olarak yapılmıştır. Birer bahçe kameriyesi görünümünde olan köşkler, belgelerde “çadır köşkleri”, “nevresm” (yeni tasarım, yeni model) köşkleri gibi tasarımın özgünlüğüne işaret eden isimlerle tanımlanmıştır. Köşklerin sekizgen örtüsü, çeşitli hayvan figürlerinden oluşan resimlerle bezelidir.”(2)
Beylerbeyi Sarayı, Doğu ve Batı mimarisinin kaynaştırıldığı muhteşem bir yapıdır.
Boğaz’ın incilerinden biri olan Beylerbeyi Sarayı’nın bahçesinde çok sayıda aslan heykeli vardır. Yine sarayın bahçelerindeki bambu koruluğu dikkat çeker. Bu bambular bir sahil sarayı olan Beylerbeyi Sarayı’nın rutubetten korunması için dikilmiştir.
Sarayın 50 dönümlük arazisi Boğaziçi Köprüsü’nün yapılması için Karayolları Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Köprü enteresan bir biçimde sarayın üzerinden geçirilmiştir. Yine 30 dönümlük arazi de askerî okula (Astsubay Okulu), 7 dönümlük arazi ise bir ortaokula tahsis edilmiştir. Böylece her geçen gün sarayın bahçe (dış) kısımları daralmıştır.
Osmanlı ihtişamının bir örneği olan Beylerbeyi Sarayı’nın alt kısmında, bu saraya yük getiren hayvanların ve hamalların eşyalarını saraya görünmeden içeri soktukları sarnıç benzeri bölümler vardır. Burası günümüzde sergi salonu olarak kullanılmaktadır.
Osmanlı, insana değer veren bir medeniyetin temsilcisi olduğu için hayata dair her ne varsa her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştür. Hanımların ve hasta kişilerin ata rahat binebilmesi için yapılan Beylerbeyi Sarayı’nın girişindeki binek taşı da bunun bir örneğidir.
Beylerbeyi Sarayı’na girişte sağda ve solda aslan figürlü heykeller vardır. Aslında sadece burada değil sarayın her tarafında aslan heykellerinin varlığı dikkat çeker. Çünkü Osmanlı’da “aslan” padişahlığı sembolize eder. Onun içindir ki padişah anneleri çocuklarına “Aslanım” diye hitap ederlerdi. Sarayda Sultan Abdülaziz’in de tunçtan bir heykeli mevcuttur.