Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada; hiç kimseyi enflasyona karşı ezdirmediklerini ve ezdirmeyeceklerini söyledi.
Biliyorsunuz ama yine de hatırlatalım; enflasyon, en basit deyimiyle; fiyatların yükselmesi ve bunun doğal sonucu olarak paranın değerinin düşmesidir.
Paranın değerinin yüzde 130’lar kadar düştüğü bir ülkede, her ne kadar TÜİK’e (Türkiye İstatistik Kurumuna) enflasyonu, gerçeğin yarısı kadar göstertseniz bile, yine de devletten ücret alan memurlar, işçiler, emekliler, devletten ücret almayan çiftçiler, küçük esnaf ve sanatkârlar, özellikle hiç gelirleri olmayanlar enflasyon altında inim inim inliyorlar.
Karadenizlinin biri, diğerine; “Sizin geberen katırınız duray mı?” diye sormuş. Diğeri de o’na; “Ula, geberdiğini bildiğin halde niye soruyorsun daha” yanıtını vermiş ya.
Sayın Mehmet Şimşek’te, bir başka ülkede yaşamış da olsa, geliri asgari ücretin on katından fazla da olsa, yine de “Söz aramızda” inanmadığı gerçeği inanmış gibi söylüyor.
Nüfusumuzun yüzde 80’ninden fazlasının yeni ev alma olanağı ortadan kalkmış. Ev kiraları büyük çoğunluğun aldığı maaş ya da ücretin üstüne çıkmış, Et ve aklınıza gelen gıda maddelerinin tümünün fiyatı şişmiş de şişmiş. Milyonlarca aile, çocuklarını ne gereği kadar doyurabilmiş, ne giydirebilmiş, ne de okutabilmiş.
Siz, bu gerçekleri bile bile, halkın huzuruna çıkıp, hiç kimseyi enflasyona ezdirmediğinizi, ezdirmeyeceğinizi söylüyorsunuz.
Sizin bu yaptığınıza ne denir biliyor musunuz?
İnsanın alnına karayı çalıp, yüzüne ayna tutmak denir.
Açıkçası, bu halkın yüzde 80’ninden çoğunu, enflasyon canavarı altında ezdirip, yine de siz, “Ezilmemiş olduğunuzu düşünün” demek istiyorsunuz.
Hiç olmazsa, gerçeği söyleyin ve nedenini de bir takım mazeretler ileri sürerek, halkı yatıştırmaya ve gelecek için onlara başka umutlar vererek oyalamaya çalışın.
85 milyonun yüzüne bakarak halkı enflasyona ezdirmedik demeyin.