Bu satırları, merkezi Kahramanmaraş Pazarcık olan 7.4 şiddetindeki depremin meydana geldiği saatlerde yazıyorum.
Ülkemizin bazı bölgelerinin deprem kuşağında olduğunu biliyoruz. Bilim adamları sürekli uyarıyor. Gerekli önlemler alınsın diye.
Bu konuda en büyük korkumuz, nüfusumuzun beşte birinin yaşadığı İstanbul’dur.
Önlem alınmış ya da alınmakta mıdır?
Beklenen önlemin alındığını söyleyemeyiz.
Satırları sıralarken gözüm ve kulağım da açık bulunan televizyon kanalında. İnsanın içini parçalayan feryatlar, bağrışmalar, enkaz altından insan kurtarma çabaları tüm hızıyla sürüyor.
Deprem konusunda çok büyük felaketler geçirdi ülkemiz.
27 Aralık 1939’da meydana gelen ve Erzincan’da neredeyse taş üstünde taş kalmayan depremin öyküleri bizim yakınlarımızda sürekli anlatılır durur.
Yine böyle ağır kış şartlarının yaşandığı bir geceydi. Dört yaşımı bitirmiş, beş yaşıma girmiştim. O geceden aklımda kalen tek şey, annemin; benim ve ağabeyimin elimizden tutarak bizi evden çıkarması ve kilimlerden bir barınak yapılarak altına girmemiz geliyor.
Bir de Âşık Veysel’in Erzincan Depremi üzerine yazdığı şiiri (Senelerden sonra) okuduğumu anımsıyorum:
“Sam değmiş de bağlar dökmüş gazeli
Hani viran olan, Keşan Erzincan
Nice yiğitleri, nice güzeli
Feleğ’in toruna düşen Erzincan.”
Erzincan depremi üzerine, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Erzincan’a gitmişti. İnönü’nün bir heykeli var şimdi o günlerden kalan bir anı olarak Erzincan’da.
Yazarken gözümün ve kulağımın da televizyonda olduğunu söylemiştim.
Kahramanmaraş merkezli deprem; Kilis, Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Hatay, Mersin, Adıyaman, Bingöl ve Şanlıurfa’da da hissedildi, pek çok evler yıkıldı, can kayıpları var. Hava aydınlandı. Şimdi daha iyi görebiliyoruz felaketin ortaya koyduğu durumu.
Yalnız, bir gerçeği daha vurgulamamız gerekiyor.
Sapa sağlam duran bir binanın iki yakasındaki binalar yerle bir olmuş!
Neden?
Nedeni ortada. Sağlam duran bina sağlam temeller üzerine oturtulmuş. Diğeri de çürük yapılmış.
Büyük felaketlerden tümden kaçınmak olası değildir ama olaydan daha az zararla ve daha az kayıpla kurtulmak da mümkündür.
Hiç olmazsa, Güneydoğu Anadolu da meydana gelen bu felaket, belki bundan sonra önlem almamızı tetikler.
Depremde ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.