Bu başlık altında çok sayıda kitaplar, makaleler yazıldı, araştırmalar yapıldı.
Eğitimli bir toplum oluşturmak için, toplumu meydana getiren insanı yetiştirmekle işe başlanmalıdır. İnsanı yetiştirmek için de, konu bebeklikte ele alınmalıdır.
Neden eğitime bebeklikten başlanmalıdır?
“Ağaç yaş iken eğilir” de ondan.
İyi çocuk yetiştirmek için ise, öncelikle anne ve babaların yetişmesine yönelmelidir.
Anne-baba iyi yetişmemişse, iyi bir eğitim-öğretim görmemişse, onların yetiştireceği çocuktan ne olur?
Zararlı alışkanlıkların tutsağı olan anne-babalar vardır. Küfürlü konuşan anne-babalar, ağabeyler, ablalar vardır. Haramı, helali ciddiye almayan aileler vardır.
Böyle bir ailede yetişen çocuk, ister-istemez olumsuzluklara yönelecektir. Böyle bir aileye karşın, yine de iyiye yönelen çocuklar hiç olmaz mı?
Elbette olur ama ender olur.
Bir zincirin tüm halkaları sağlam olursa, zincirin tamamı da sağlam olur.
İyi eğitim-öğretim almış, görgülü, terbiyeli, sevgi ve saygı ile donatılmış çocuk ta, ancak tüm yönleriyle kemale ermiş ailelerden çıkar.
Grigoriy Petrov diyor ki:
“Eğer gençliğin ruhunu bakımsız bir tarla gibi bırakırsak, orada yabani otlar ve dikenler biter”
Yazının başından beri anlatmaya çalıştığım hususlar, G.Petrov’un veciz cümlesiyle özetlenebilir.
Belki de, yalnız bu vecizeyi versek ve başka bir şey anlatmasak da olabilirdi.
Aslında, daha etkili cümleler kuramadığımız için sözü uzatıyoruz.
İyi anne-babalar yetiştirememişiz, çocukların ve onların oluşturacağı toplumların ve giderek kentlerimizle ülkemizin iyi olmasını bekliyoruz.
Beklemeğe mi devam edelim, işe sil baştan yaparak mı başlayayım, ne dersiniz?