Başlıktaki iki sözcüğü anımsarsınız. İlk kez, Rahmetli Süleyman Demirel söylemişti; “Boş tencere iktidarları götürür” diyerek.
Bir evde tencere kaynamıyorsa, geçim sıkıntısı vardır. Açlığa ne kadar dayanabilir insan’
Amerika Birleşik Devletleriyle birlikte, Amerika’nın vurucu gücü olarak nitelenebilen İsrail topraklarını, topraklarına katmak isteyen bu iki devlet, bir yandan Filistin halkını öldürerek, öte yandan da gıda yardımlarını bile önleyerek açlıktan kırdırırken, ne yazık ki, dünyamızdaki diğer ülkeler de, devenin nalbanda baktığı gibi bakıyor sadece. Tek tük, kısık sesle itiraz edenler varsa da, itirazın ötesine geçmiyor.
Geçmiş tarihlerde muhalefet milletvekillerinden biri, halkın açlıktan kuru ekmeğe talim ettiğini söyleyince, iktidar milletvekillerinden biri de, pişkinliğe vererek; “Kuru ekmek bulabiliyorlarsa aç değiller” diyordu.
Emekli maaşları da olan kimi milletvekilleri, milletvekilliği ücretiyle birlikte, her ay 200 bin TL. lira eline geçiyor. Ekmeğin tazesini bile alamayanların kuru ekmekle karınlarını doyurmalarında bir sakınca görmüyorlar.
Duyarsızlığın bu kadarına “PES!” demekten başka ne diyebilirsiniz?
Ülkemiz nüfusunun büyük çoğunluğu tencerelerinde aş yerine dert kaynatıyor. Farkında değiller mi?
Elbette farkındalar. Farkındalar ama halkın seçim zamanlarına kadar geçim sıkıntısı çekmelerine aldırmıyorlar. Nasıl olsa, seçimler arifesinde ağızlarına bir parmak bal çalarız, yine işi götürürüz diye düşünüyorlar.
Mehmet Akif ne diyordu bir şiirinde:
“Sahipsiz vatanın batması haktır.
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır”
Zaman zaman halkın sıkıntılarını dile getirirken; “Acaba boşuna mı kürek çekiyoruz” diye düşündüğüm de oluyor. Bakıyorum, yüzde yüz sıkıntı içinde oldukları halde, halkın bir kısmı hakkını arama gereğini duymuyor.
Büyük çoğunluk yerine küçük bir azınlığın sesini yükseltmesi de sonuç getirmiyor.
O zaman susalım mı?
Ufuktaki daha büyük sıkıntıyı görerek susmak da olmuyor!