Peygamber Efendimiz öldüyse ölüm güzel demektir.
Peygamber Efendimiz öldüyse ölüm güzel demektir. O, dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. İnsanlar biraz da ölüm ve ölüm sonrası hayatın mahiyetini bilmediği için hayatın bu dönüm noktasını soğuk ve itici buluyor. Ruh, ölümsüzlüğü arzuluyor. Bu arzunun gerçekleşmesi de fani dünya hayatının tamamlanmasıyla mümkündür. Aslında ölümle ölümsüzlüğe kanatlanıyoruz. Yüce Allah “Her nefis ölümü tadacaktır” (Al-i İmran, 3/185) buyurarak, doğan her canlının öleceğini açıkça bildirmektedir.
Herkes hesabını yalnızca Allah’a verir.
Bazı yazarlarla yüz yüze görüşmüşlüğümüz olmasa da kitaplarından dolayı dost veya düşman belleriz onları… Duygu ve düşüncelerimize hitap ediyorlarsa, bizi anlatıyorlarsa, hissiyatımıza tercüman oluyorlarsa en iyi dostlarımız arasına girerler. Şayet benimsediğimiz değerlerin aleyhinde kalem oynatmışlarsa onlara karşı soğuk dururuz, hatta düşman kesiliriz. Benim de dost bellediğim, sevdiğim yazar dostlarım vardır. Fakat fikrini benimsemediğim kalem sahipleri de yok değil. Lakin yazdıklarına katılmasam da düşmanlık da duymam kendilerine. Zira herkes inandığını terennüm eder. Herkes hesabını yalnızca Allah’a verir.
Kavuşmak bir daha mahşer gününe öteleniyor.
Dünyaya gelen herkes kendisine takdir edilen sayılı nefesleri teneffüs ettikten sonra vakti dolunca teslim oluyor yüce Yaradan’ına… Hayatın düzeni böyle kurulmuş baştan… Onun içindir ki artık yadırgamıyoruz bu geliş gidişleri. Fakat gidenlerin yüreklerde bıraktığı derin boşluklar öyle kolay dolmuyor. Kavuşmak bir daha mahşer gününe öteleniyor.
Sıradan insanların ölümü sadece aile çevresini etkiler.
Sıradan insanların ölümü sadece aile çevresini etkiler; ama millete mal olmuş, belli bir kitlenin temsilciliğine soyunmuş kişilerin ölümü o kitlenin bütününü derinden etkiler. Âlim zatların ölümü de geniş kitleleri derinden sarsar. İşte bunun içindir ki Peygamberimiz “Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür” diyerek bir anlamda bu hakikati bütün çıplaklığıyla vurgulamıştır.
Ömür sermayesi tükenen kişi, ölümüne çekiyor iflas bayrağını.
Ömür sermayesi tükenen kişi, ölümüne çekiyor iflas bayrağını. Fakat bu iflas, hayattaki ticarî iflaslara hiç benzemiyor. Zira ticarette iflas eden kişiler daha sonra toparlanıp eski konumlarına gelebiliyorlar. Fakat ömür sermayesi tükenince bunun ilavesi olmuyor. Gerçi ömrün tükenişini iflas olarak görmemek lazım… Kişi ömrünü hayırlı işler peşinde geçirmişse, yarınlara yatırım yapmış demektir. Bu da Allah rızasını ve cenneti kazanmayı beraberinde getirir. Allah’ın rızasını kazananlar, bütün sermayelerini kaybetse de yine kârdadır. Çünkü insan dünyaya mal biriktirmeye değil, Allah rızasını kazanmaya gönderiliyor.
Selâm durur ölüme yola dizilen ruhlar…
Selam durur ölüme yola dizilen ruhlar… Ölüm ki hayatın son durağıdır. Gün gelir onun boynuna sarılırız birer birer… Soğuk olsa da, gülen bir yüzü vardır onun. Zira dostu dosta kavuşturan bir köprüdür ölüm… Ancak o ince köprüden geçenler Cemalullah’a erişir.