Amerika Birleşik Devletleri, demokrasi getirmek amacıyla, 2003 tarihinde Irak’a girmişti. Bahanesi de, Saddam Hüseyin’in elinde kitle imha silahlarının varlığıydı. İngiltere de, Amerika’yla birlikte hareket ediyordu. Bugün olduğu gibi, o yıllarda da, İsrail Amerika’dan kopmuyordu. Batılı ülkeleri de, Irak’ta kitle imha silahları olduğuna inandırmıştı Amerika.
Ne oldu?
Ne olacak, bir milyondan çok Iraklının kanına girildi. Saddam Hüseyin yakalandı ve kukla bir mahkemeyle idama mahkûm edildi ve öldürüldü. Kitle imha silahlarından da eser yoktu.
Aynı akıbet Lübnan Devlet Başkanı Kaddafi’nin de başına geldi.
Sıra Suriye’deydi. Rusya koruyordu Suriye’yi. O nedenle, Suriye’yi parçalama niyeti biraz gecikti. Ukrayna savaşı nedeniyle, Rusya, Suriye’den elini çekti. Beşar Esat’ta, pılını, pırtısını toplayarak Suriye’den kaçmak zorunda kaldı. Suriye elinden gitti ama hiç olmazsa canını kurtardı.
Amerika, Orta Doğu’ya hâkim kılmak istediği ve ileri karakol olarak kullandığı İsrail’in elini güçlendirdi.
Suriye’yi parçalama sırası gelmişti. En güçlü terör örgütü olarak gördüğü Ahmet El Şara’nın başkanlığında, istediği devleti kurdurdu Suriye de. Suriye’de etnik kökenleri farklı olan pek çok topluluklar var. Ahmet El Şara’nın, farklı etnik kökendeki toplulukları bira arada tutacak gücü de yok, niyeti de yok. Ahmet El Şara, o etnik kökendeki toplulukların biriyle protokol imzaladı. Diğer etnik kökenlerden kimleri dışlar, kimlerini de yönetime katar, bekleyip göreceğiz.
Gerçekte, Amerika nasıl derse, öğle olacak. Şimdilik Alevilere soykırım uygulanıyor. Birleşmiş Milletlerin bu konudaki kararını kim uygular, batının sesini yükseltmesini kim dinler!?
Şimdi, sıra İran’ı parçalamaya geldi. İran’ı parçalamak için İsrail’e önemli görev düşecek. İsrail, topraklarını hem Filistin topraklarında, hem de Suriye’de genişletmeğe başladı. İran’dan ne koparırsa, ondan vahşi bir zevk alacak.
Ülkemizde el birleştirme zamanı. Çünkü tehlike, Demokles’in Kılıcı gibi tepemizde sallanmaya devam ediyor.
Birlik olmak, birlikte hareket etmek neredeeee!