Emniyette yetkili bir bayan söylüyor bunu.
Kime karşı?
Hakları ellerinden alınmış kişilerin hak aramalarına karşı.
Orduda, Emniyette, Jandarmada, Adliyede görev alanlar, sıfatları ne olursa olsun, elbette devlet adına görev yaparlar. Ama devletin haklarını arayan vatandaşlarına karşı değil.
O zaman kime karşı görev yapacaklar?
Yasaları çiğneyenlere, başkalarının haklarını yiyenlere, devlet ve millet düşmanlarına karşı gösterecekler güçlerini, yetkilerini.
Yüz binlerce öğretmen atamayı bekliyor, hem de yıllardan beri. Bunlar, anayasada belirlenen kurallarla hak arama amacıyla bir araya gelirlerse, kırmadan, dökmeden, mala, cana zarar vermeden düşüncelerini aktarmak isterlerse, devletin şu ya da bu biriminde görev alanlar, güçlerini, onları susturmak için mi kullanacaklar?
Korona Virüs belası çıktığı günden bu yana canlarını feda edercesine çalışan sağlık Teşkilatı, başlangıçtan bu yana 350’ye yakın bireyini kaybetti. Sağlık mensuplarına gereken hakkın verilmesi, hiç olmazsa, ölenlerin geride bıraktıklarını, kimseye muhtaç etmeden geçimlerini sağlayabilecekleri olanaklar sağlanması en doğal hakları değil mi?
Bu sağlıkçılar haklarını aramak isterlerse, “Biz devletin gücüyüz!” diye karşılarına dikilmek devlete yakışan bir davranış biçimi midir?
Emniyet teşkilatında görev alanlar, çok zor koşullar altında, yaşamları pahasına görev yapıyorlar. Onların haklarını da savunmak zorundayız. Ama onlar. Kendi haklarını savunurlarken, kendileri gibi hak arayanlara da hak vermelidirler. Görevlerinin bir gereği de budur.
Bir bahane bulup işten çıkarılan binlerce işçi, maaşlarını alamazlarken, tazminatlarından yoksun bırakılırken, bu haksızlığa karşı bir araya gelirlerse ki, (Anayasamızda buna olanak verilmektedir) devletin gücünü anımsatmak yerine, konuşmalarına, düşüncelerini ortaya koymalarına fırsat vermelidir. Bu fırsat, yasalardan kaynaklanan bir fırsattır.
Haksızlığa uğrayan tüm kurumları, o kurumların bireylerini konuşturmamak, söyleyeceklerine ağızlarına tıkamak hem görev değildir, hem yasal değildir.
Hepimizin görevi, bu milletin can ve mal güvenliği içinde, huzur içinde yaşamasını sağlayacak imkânları hazırlamaktır. Hepimiz, gücümüzü yalnızca bu uğurda gösterirsek, görevimizi ancak bu şekilde yerine getirmiş oluruz.
Güç, güçsüz olanı, hakkını arayanı güçle bastırmak anlamında değildir. Söylemek istediğim bu.