Gazetelerden öğreniyoruz. Kişisel bir araştırma yapmış değiliz.
Ülkemizde, yaklaşık 16 milyon emekli varmış. Bu kadar insanın yaslandıkları parti seçimi kazanır, aksi ise kaybeder.
Bu 16 milyonun, yaklaşık 9 milyonu ayda 7.500.00 TL. maaş alıyormuş. 7.500.00 maaş alanları (Biz daha önce zam yapmıştık” diyerek zam yapmadılar. Şimdi onlar sızlanıyor, ama ne sızlanma, Herhalde bunlara zam yapmayanlar da, pahalılığı başını alıp gittiği bu devirde bu maaşla geçinemeyeceklerini bilemeyecek kadar saf değiller. Öyleye, emeklileri niye bile bile bile açlığa mahkûm ettiler?
Seslerinin çıkmayacağını bildikleri için. Çünkü insan sevdiklerine katlanır. Bu kesim de oy verirken katlanıyor ama işin içine ekmek alıp alamamak girince sızlanmaya başlıyorlar.
Hani, gelen baba evinden çıkarken ağladığını görenler, “İstersen gitme” demişler.
Gelin ne demiş
“Hem ağlarım, hem giderim” demiş.
O zaman 7.500.00 TL ile geçinemeyenler, siyasal görüşlerden vazgeçmiyorlarsa, alan memnun, satan memnun demektir.
Öyle ise, bize ne oluyor?
Gelinin dediği gibi onlar da hem ağlar hem de sırası gelince, onları 7.500.00 TL ye mahkûm edenlere verirler yine.
Onlar memnunsa, biz niye işliyoruz bu konuyu?
Durum tespiti için yazıyoruz. Gördüğümüzü, duyduğumuzu yazıyoruz.
İktidar biliyor ki önümüzde yerel seçimler var. O seçimlerden de sonuç alabilmeleri için, o geçinemediklerinden ötürü, sızlayanların ağzına bir parmak bal sürerler, yine sonucu alırlar.
Nasıl mı?
Şimdi onları 7.500 lira ile açlığa mahkûm ettiler ya, bir ya da 2 bin liracık küçücük bir fark yaparlar emekli maaşlarına, onlar da kuzu, kuzu, yine gider oylarını verirler.
Siyaset yapanlar bu işleri iyi biliyor. Öyle köşede, bucakta ağlayanlara ses çıkarmıyor. Onları kısa bir süreliğine de olsa, ne zaman susturabileceklerini ve yine kendilerine bağlayacaklarını biliyorlar.
Siyaset böyle bir hizmet alanıdır. Bu işi iyi bilenler sürdürür. Dışarıdan gazel okuyanlara aydırmazlar.