Geçmişteki siyaseti okuyan, izleyen gençler de, bizim gibi yaşları 70’in, 80’in üstüne çıkanlar da başlıktaki sözü kimin söylediğini anımsarlar.
Süleyman Demirel Başbakandır. İşçiler haklarını aramak, sorunlarını duyurmak amacıyla yürümek isterler. Bu yürüme konusu Başbakan Demirel’e bildirilir. Demirel’ de ; “Hemen önlem alın, güvenlik güçlerini harekete geçirin, işçilerin yürümelerini önleyin” demez.
Ya ne der?
“Yollar yürümekle aşınmaz” der.
8 Mart, Dünya Kadınlar gününde, ülkemizin pek çok ilinde kadınlar bir araya gelerek seslerini duyurmak isterler. Çünkü neredeyse her gün bir kadın öldürülmekte, iki polisin güvencesiyle, ayrıldığı eşinin yanındaki çocuklarını görmeye giden kadını bile, korumacı polislerin gözlerinin önünde öldürdü eski ayrıldığı eşi.
Yöneticilerimiz, tüm illerde güvenlik birimlerini harekete geçirdi, kadınların bir yerde toplanmalarını da, yürümelerini de engelledi. Engellemenin de ötesinde baskı ve şiddet uyguladılar kadınlara, kimilerini yaka-paça alıp götürdüler. Bu bir vahşetti. Bu vahşeti işleyenlerin bir kısmı da kadın güvenlik görevlileriydi.
Kadınların ellerinde taşlar mı vardı, sopalar mı vardı. Kadınlar cam, çerçeve mi kıracaklardı. Kime ne zarar vereceklerdi.
Süleyman Demirel’in 50-55 sene önce gördüğünü, bugünkü yöneticilerimiz nasıl görmüyor?
Önümüzde seçimler var. Can güvenliklerini sağlamak, ekonomik bağımsızlıklarına kavuşmak için, en masum istekleri karşısında bile kadınlara fırsat vermeyen yöneticilerimiz kimlerden oy alacaklar? Kendilerine niye rakip hazırlıyorlar?
8 Kasım, Dünya Kadınlar gününde, bizim de ülke olarak kabul ettiğimiz bir günde kadınlara uygulanan şiddeti televizyon kanallarında gördüm, gazetelerden okudum. Üzülmemek olası değil.
Üzülmenin de ötesinde, değerli yöneticilerimiz, niye kendilerine zarar vermeğe çalışıyorlar?
- Abdülhamit de, deniz kuvvetlerine ait gemileri sarayın karşısına dikerek, hareketsizlikten gemileri çürütmedi mi? Birinci Dünya savaşından önce İmparatorluk aleyhine açılan savaşlarda, savaşı bu yüzden kaybetmedik mi?
Gücü elinde bulundurmak, “Güç bende” demek değildir.
Çok partili yönetime geçtikten sonra, gücü elinde bulunduran iktidar, kaybettiği seçimi niye teslim etti Demokrat Partililere?
Bunlardan örnek almak gerekmiyor mu?