Öğrencilik süresince Yurt Kur’dan kredi borcu kullanan öğrenciler, Üniversiteyi bitirdikten sonra, ne kamuda iş bulabildi, ne de özelde.
Borçlu öğrencilerin ailelerinin maddi durumu iyi olsaydı, zaten kredi kullanmazdılar.
Zaten, öğrenciler kredi için başvurdukları zaman ailelerinin mali durumları inceleniyor, ondan sonra kredi veriliyor.
Kredi kullanan öğrencilerin işleri olmadığı gibi, ailelerinin de bu borçları karşılayacak güçleri yok.
Kredi borçları katlanarak çoğalmış, anaparanın birkaç katına çıkmış.
Ne olacak şimdi?
Büyük işadamlarının vergi borçlarını silen devlet, öğrencilerin borçlarını silmese de, borçları dondurarak, öğrencilerin bu borçları ödeyecek bir işe girinceye kadar beklemeleri en uygun yoldur bize göre.
Hiçbir öğrenci, borçlarını inkâr etmiyor ama ödeyecek paraları yok.
Yalnız kredi borçlu öğrenciler mi?
Aralarından üniversite öğrencilerinin de bulunduğu milyonlarca genç, yıllardan beri işsiz.
İş var da beğenmiyorlarmış gibi bir söylenti de var. Üniversite mezunlarının arasında, kafadan çok bedene dayanan pek çok işte çalışanlar var.
Bankalara borçlu büyük iş adamları var. Onları bankalar da sıkıştırmıyor, devlette.
Öğrencilerin kredi borçları, büyük iş adamlarının borçları karşısında devede kulak gibi.
Ama deve ortada, kulakla uğraşılıyor.
Amacımız şahsiyet yapmak olmadığı için, kimlerin bankalardan kimlerin kefaletiyle ne kadar borç aldığı ve aradan uzun zaman geçmesine karşın bu borçları ödemediklerini isim isim saymak istemiyoruz.
Borçlu öğrencilere bir yol gösterilmesinin, borçlarını ödemeleri için zaman verilmesinin daha mantıklı bir yol olduğunu söylemek istiyoruz.
Ama illa da öğrenci borçlarını üçe, dörde katlayarak alacağız diyorsanız, iyi niyetli olmadığınızı ortaya koymuş olursunuz. Sonuç da alamazsınız.
O zaman direnmenin anlamı ne?