İlk anayasa 1921 yılında, ikincisi 1924 yılında, üçüncüsü 1961 de, dördüncüsü 1982 de yapıldı. Sözünü ettiğimiz bu anayasalarda, daha öncekilerden de alıntı yapıldı ama çoğunluğu ilk kez yazıldı.
Özellikle, 1961 anayasasından sonra pek çok değişiklikler oldu. Neredeyse anayasanın yarısı değişti.
Şimdi, yeni bir anayasadan söz ediliyor. Yeni anayasa yapılmak istenirken, neyi düşünüyorlar, anayasaya neleri koymak istiyorlar, az-çok tahminlerimiz olabilir ama kesin bir şey söylemek doğru olmaz.
Ancak, bu konuda birileri çıkıyor, 1921 anayasasını örnek alacaklarını söylüyor. Bilerek mi, söylüyor, bilmeyerek mi söylüyor, onu bilemem.
Bir başkası çıkıyor, kendi arkadaşlarının söylediklerini düzeltiyor, farklı şeyler söylüyor. Belli ki, bu konuda kafalar karışık.
Önce, kendileri içlerinde nasıl bir anayasa düşündüklerini görüşüp, tartışıp ondan sonra halkın karşısına geçmeliler.
Benim dikkatimi çeken, 1921 anayasasından yararlanmak istemeleridir.
1921 anayasası, yetkiyi padişahtan alarak millete veren bir anayasadır. Dönem, Osmanlı İmparatorluğunun tümüyle ortadan kalkmadığı bir dönemdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış, tüm dünyaya, ülkeyi tek kişinin değil, milletin tümünün yönettiği, meclisli, anayasalı bir ülke olduğunu anlatmaktır. Kurtuluş savaşının her evresinde, kararlar Büyük Millet Meclisinden çıkmıştır. 1921 anayasası da bunun için yapılmıştır.
Savaşlar bitmiş, milli sınırlar Lozan’da çizilmiş, kapitülasyonlar kaldırılmış, bağımsızlığımız tescil edilmiştir.
Üç yıl sonra gerçek ülkeyi yıllarca yönlendirecek ikinci anayasa (1924) yapılmıştır.
1921 anayasada heveslendikleri bir madde vardır, “Dini İslâmdır” maddesi olabilir.
Anayasa da İslam sözcüğü yazılmasa, Müslümanlıktan mı çıkacağız?
Dini İslam yazılırsa, 84 milyon nüfusun tamamı, anayasa da İslâm yazıldığı için, Müslümanlığı noksansız mı yaşamış olacağız.
İkisi de değil. Biz ne isek yine oyuz.
Şu, yeni anayasa dedikleri açıkça ortaya çıksa da, biz de ne olduğunu anlasak.