Yazının başlığından neyi kastettiğimiz anlaşılmadı elbette. Anlatmak istediğim: Din istismarı.
Gerçekten kullanabildiğiniz kadar kullanın, bitip tükeneceği yok.
1950 öncesi ilkokul ve ortaokul öğrencilik yıllarımızdı. O yıllarda gazete, dergi çocukluk ve gençlik yıllarımızın geçtiği Kelkit’e pek gelmezdi.
Kelkit Kaymakamı Cumhuriyet Gazetesi okuyormuş. Sonradan dost olduğumuz ve Kelkit Özel İdaresinde birlikte çalıştığımız Rahmetli Halil Korkut (Kelkitlilerin Halil Ağası) Halkevinde Kaymakamın okuyup masanın üzerine bıraktığı Cumhuriyet Gazetesindeki tarihi bir tefrikayı takip ediyormuş. Kaymakam iki gün Halkevine gelmemiş. Halil Korkut da, çekinerek Kaymakamın evine gitmiş ve Cumhuriyet gazetesindeki tarihi tefrikayı okuduğunu söylemiş. Kaymakam, o yıllarda genç Halil Korkut’un gazete okumasına sevinmiş. İçeriye gitmiş gelmediği iki günün gazetesini getirip Halil Korkut’a vermiş.
Demek ki, o yıllar da bile okumak isteyen, bir yolunu bulup okuyabiliyordu. 1950 ve öncesinde gazete okuyacak bir çağda değildim.
1950 yılında dayım, İstiklal Madalyası taşıyan Hazım Tuğlu Kelkit Belediye Başkanlığına adaydı. Seçim sonuçlarını (sabaha kadar uyumayarak) izlemiştik. Söylemek istediğim bu değil. O tarihten sonra, erken kaybettiğimiz babam da (Ziver Tuğlu, Kelkit Mahkeme Başkâtibi) okuyan bir insandı. Evimize kitap ve her gün olmasa da ara ara gazete gelirdi. Çok anlamasak da okurduk.
Din istismarını Demokrat Parti başlattı. Halkımız, inançlarına bağlı bir halktır. Siyaset adamlarını da bunu bildikleri için, Namaz kılmayanlar namazdan, Kur’an Okumayanlar Kurandan sık sık söz ederlerdi. Gazetelerden okurduk bu din propagandalarını.
Çok değil, bundan 20 yıl kadar önce, uzak bir köyümüze giden siyasetçi, vatandaşlardan oy istemiş. O köyde imamlık yapan birisi; “Biz oyumuzu Müslüman bir partiye vereceğiz” demiş.
O imama göre, diğer partiler Müslüman değil.
Sözüm o ki, 1950 yılından bu yana bazı siyaset adamları, bazı kişiler, bitip tükenmek bilmeyen din sermayesini kullanmaya devam ediyor.
Ne zamlana kadar sürecek bu istismar?
Halkın tamamına yakını bilinçleneceği zamana kadar sürecek.
Sanırım o süre de çok uzak değildir.