Mevlana’ya ait olduğu söylenen, ama dinimizin buyruğu da böyle olan özlü sözün tamamı şöyledir:
“Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”
Gerek Devlet-vatandaş ilişkilerinde, gerekse vatandaşların kendi aralarındaki ilişkilerde, yanılmalarda, yanıltılmalarda yaşadığımız sorunların kaynağı, içimiz ne ise, dışımızın da o olmamasındandır.
Halk arasında bir deyim vardır; “Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içindedir” diye Yazının başlığında, Mevlana’ya ait olduğu ifade edilen özlü sözün bir başka ifadesidir bu. Koyunların, sığırların, atların, diğer yırtıcıların renklerini (Sarı mı, boz mu, kara mı, alaca mı) olduğunu dışından görürsünüz. Ama çoğu kez, insanların içinden neler geçtiğini, söylediklerinin, vaatlerinin gerçek olup olmadığını anlayamazsınız.
Yine halk arasında; “Yalanın en iğrenci, gözyaşı şekline girendir” denir. Özellikle bir kadının, bir kızın, ya da erkeğin gözyaşı ile ağladığına dayanamayız. Ya o gözyaşları sahte ise! Korkunç olan budur.
Bir dostumuz, yolda yürürken, üniversite öğrencisi iki kızdan birinin gözyaşı ile ağladığını görmüş. Ağlamayan kıza sebebini sormuş. O da demiş ki; “Telefonuna büyük borç geldi, borcu ödemek için babasına duruma anlatamıyor, bunun için ağlıyor” Merhametli, saf dostumuz telefon borcunu ödemiş ve bundan sonra dikkatli olmasını öğütleyerek oradan ayrılmış. Sonradan o kız öğrencinin çoklarından bu görüntüsü ile para aldığı öğrenilmiş.
İşte, gözyaşı şekline giren en iğrenç yalan bu.
Bu tür aldatmalara siyasette çok rastlarsınız. Herkesin hayatında siyasi yanılmalarla ilgili anılar vardır.
Dürüst ve saf bir delikanlı, adaylığını koyan yakını için, büyükleriyle köylere gidiyormuş. Ekipten birinin sabahtan akşama kadar her gittiği yerde namaz kıldığını görmüş. Bir ara; “Ağabeyi 10 saattir birlikteyiz, senin hiç abdest aldığını görmedim ama aynı vakit namazını iki kez kıldığını gördüm, nasıl oluyor bu?” diye sormuş. Ağabeyi dediği kişi, “Sen daha gençsin bunları şimdi anlamazsın!” yanıtını vermiş.
Yalanın, sahte gözyaşı gibi, bir başka çirkinliği de bu. Dinimizde, kişisel çıkarları siyasete, ticarete, gösterişe alet etmenin karşılığı münafıklıktır. Dini açıdan ağır bir cürümdür.
Bir atasözümüz; “Yalanı söküp atmadan, hakikati dikmeğe çalışma, tutmaz” der.
Ne yaparsınız ki, içinde bulunduğumuz toplumda; “Olduğu gibi görünen ya da göründüğü gibi olan” insan sayısı çok değil.
Pek çok açıdan, birey olarak, toplum olarak, devlet olarak çektiğimiz sıkıntıların, karşılaştığımız sorunların nedeni de bu değil mi?