Yazının başlığında belirttiğimiz gibi Korona virüsle ilgili vakalar da, ölümler de artıyor. Başa mı dönüyoruz bu konuda dersiniz!
Vakaların ve ölümlerin nedeni, aşılanma konusunda yetersizlik. Bu yetersizlik biraz da halkın aşı konusunda pek istekli olmamasından kaynaklanıyor.
Nüfusa göre, en az aşı olan iller arasında Gümüşhane’de sayılıyor.
Bir zamanlar; okur-yazarlarının çokluğu, her alanda değerli insanlar yetiştirmesi ve entelektüel bir halka sahip oluşuyla övündüğümüz eski Gümüşhane gitmiş, yerine bilime, gelişmelere kapalı bir Gümüşhane gelmiş.
Aşı olmamak ne demek?
- yüzyılda aşı karşıtı olmayı insanın aklı, belleği almıyor.
Valimiz üzerinde ısrarla duruyor. Sık sık aşı konusunda, maske, mesafe ve temizlik konusunda halk uyarılıyor.
Kaçıncı kez yazıyorum bu konuyu. Birkaç ay öncesine kadar aşı yoktu. Ancak alınabildi. Meğer kusur sadece aşının olmaması değil, halkı aşı karşısındaki anlayışsızlığıymış.
Neredeyse, her evde bir üniversite mezunu var. Hiç olmazsa, o okumuş insanlar, annelerini, babalarını, çevrelerini ikna etsin.
Cumhuriyetin ilk yıllarında halk daha anlayışlıydı galiba. Hıfzıssıhha Enstitüsü kurulmuştu. Pek çok batılı ülkeden önce, çeşitli aşılar bulunmuştu. O yıllarda halkı kasıp kavuran, sıtma, kızamık kızılcık, tifo, verem gibi hastalıklara karşı aşılama kampanyası başlatılmıştı. Kendi ülkemizin insanlarının yanı sıra, başka ülkelere de aşı gönderiyorduk. O bilimsel kuruluşları bile koruyamadık. Dışarıdan milyonlarca dolar para ödeyerek aşı alıyoruz. Buna karşın Gümüşhane’nin de içinde bulunduğu bazı iller halkı aşılanmıyor. İnsanlar maskelerini ya kulaklarının birinde asıyor ya da kollarına takıyor.
Pek çoklarının yakınları bu salgından yaşamını yitirdi. Bu bile kimi insanlara ders olmuyor.
İnsanların bu konuda akıllarını başlarına devşirmeleri için başka ne yapmalı, bilemiyorum.
Doğrusu, aşı olmama, kendileri korumama konusunu Gümüşhane’ye yakıştıramıyorum.
Biz niye bu kadar duyarsız olduk?