10 ilimizde meydana gelen deprem felaketi nedeniyle, ülke genelindeki üniversite ve akademilerde eğitim-öğretimi uzaktan sağlayacaklarmış. Pandemi döneminde olduğu gibi.
Neden?
Üniversite yurtlarına depremzedeleri yerleştireceklermiş.
Pek çok kamu kurumlarının misafirhaneleri var. Oteller var.
Misafirhanelere para vermeyecekler ama otellere parmak istemiyorlar demek.
Çaresiz olsa, söylenecek bir sözümüz olmaz. Ama çaresi var.
Uzaktan eğitim-öğretim, eğitimi de, öğretimi de bitirir.
Pandemi döneminde gördük. Binlerce yurttaşımız bilgisayarları, bazılarının da televizyonları olmadığı ve pek çok yöremizde televizyonlar günün her saatinde çekmediği için uzaktan eğitim-öğretimden yararlanamadı.
Eğitim-Öğretimi uygulamayla yapacak olanlar ve laboratuvarlardan yararlanmak durumunda kalanlar ne olacak?
Eğitim-Öğretim demek, yalnızca birilerinin ders anlatması, öğrencilerin de dinlemesi demek değildir. İşin içine sorgulamak girer, tartışma girer, sormak, yanıt almak girer.
Hem çalışan, hem de okuyan öğrencileri yurttan uzaklaştırırsanız, giderlerini karşılamak için çalışmaları da sona erer.
Bir görevi sürdürürken, başka bir görevi aksatamazsınız.
Ettiğiniz iyilik, ürküttüğünüz kuşu değmeli.
Özellikle kış mevsiminde oteller dolu değil. Otelciler içinde maddi açıdan büyük sıkıntılar yaşayanlar da var. Onlar da bu ülkenin vatandaşları.
Tüm illerimizde ve ilçelerimizde öğretmenevleri var. Yerleştirilecek depremzedeler için öğretmenevleri de uygundur.
Öğrenci yurtları depremzedelerin yaşaması için uygun da değildir.
Bu millet, kısa zamanda yeteri kadar depremzedeyi barındıracak yerler de yapabilir.
On ilimizdeki depremzedelere nasıl yardım yağdırdıklarını gördük. O yardımları da beklenen ölçüde organize edemediğimiz de ayrı bir konu.
Ülkeyi yönetenler, elbette her konuda uzman değildir. Ama bu ülkede her konuda uzman olanlar vardır. Bazı yatırımlar, bazı uygulamalar, bazı eylemler konusunda bilgi alınamaz mı?
“Müşavere (Danışma) sünnettir” diyor din âlimlerimiz. Bilmediğimiz bir konuyu başkalarına danışmak ayıp mı?
“Üniversitelerimiz de danışılacak hoca mı yok, YÖK ne güne duruyor?” sorusu akla gelebilir.
Kime soruldu?
Ülkeyi yönetmeye talip olanlara bile, birileri çıkıyor, “Siz kimsiniz?” diyor. Herhalde danışılmak isteyenlere de aynı sorular yöneltilebilir.
Biz de bu görüşleri, bu ülkede eğitim öğretim konusunda üstat olanların söylediklerine dayanarak yazıyoruz.
Otelimiz yok ama yakınlarımızın üniversitelerde okuyan öğrencileri var. Pandemi döneminden biliyoruz çektikleri sıkıntıları.
Depremzedeleri yurtlara yerleştirme konusu yeniden düşünülmelidir. Birilerine iyilik yaparken birilerini sıkıntıya sokmamalıdır.
Uzaktan eğitim-öğretimle verilenin beklenenden çok uzak olduğu gerçeği de akıldan uzak tutulmamalıdır.