enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Türkçe Millî Kültürün Temelini Teşkil Eder

08.08.2024 12:20
0
A+
A-

Dil canlı bir varlık olduğu için tıpkı bir ağaç gibi zamanla eskiyen yanlarını yeniler. Bir çeşit otokontrol mekanizmasını çalıştırır.  Onu doğal akışına bırakmak gerekir. Şair Ahmet Haşim, “Kelimelerin Hayatı” adlı yazısında ne güzel söylemiş: “Hiçbir şey lisan kadar bir ağaca müşabih (benzer) değildir. Lisanlar-tıpkı ağaçlar gibi- mevsim mevsim rengini kaybeden ölü yapraklarını dökerler ve tazelerini açarlar. Lisanın yaprakları kelimelerdir.”

Kültür ve medeniyetin taşıyıcısı olan dil, toplumların temel yapı taşıdır. İnsanı varlık dünyasına taşıyan ve orada güçlü biçimde tutunmasını sağlayandır dil. Dil aynı zamanda geçmişle geleceği birbirine bağlayan  sağlam bir köprüdür. Geçmiş ve gelecek nesiller bu muhkem köprü sayesinde birbirlerine kavuşur, birbirlerinden haberdar olurlar. Bu köprü zaman içerisinde eskiyip bozulabilir. Onun içindir ki bu köprü, temeline zarar vermemek şartıyla zaman zaman elden geçirilmeli, eskiyen ve aksayan yanları sağlam malzemeyle tamir edilmelidir. Şayet onun bozulmasını seyredersek o köprüden emniyetle geçemeyiz.

Dil, millî kültürün temelini teşkil eder. Kültür ve medeniyet onun temelleri üzerine inşa ve ihya olunur. Millî şuur ve millî birlik onunla uyanık kalır. Bizi yok etmek isteyenlerin, işe dilden başlamaları tesadüf değildir. Dil hassasiyeti ortadan kalkınca gerisi çorap söküğü gibi gelir. Bu noktada Yahya Kemal’in şu sözlerine kulak vermek gerekir: “Vatan fikri bizde daima vardı; fakat, Namık Kemal’in bu fikri kalbimizde yeni bir nefesle uyandırdığı günden beri daha uyanığız. Onun vatan fikrini uyandırdığı gibi, bir diğer Türk şairi çıkıp da lisan fikrinin kutsiliğini uyandırsaydı, bize öğretseydi ki bizi ezelden ebede kadar bir millet hâlinde koruyan, birbirimize bağlayan bu Türkçedir, bu bağ öyle metin bir bağdır ki vatanın  hudutları koptuğu zaman bile kopmaz, hudutlar aşırı yine bizi birbirimize bağlı tutar. Ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar, vatanın kendi gövde ve ruhu Türkçedir. ”

Dil, edebiyatın malzemesi ve taşıyıcısıdır. Edebiyat onunla soluklanır. Onunla şekillenir hisler. Kelime bakımından zengin olan dillerin bu özelliği edebiyatlarına da olumlu olarak yansır. Dilin gücü edebiyata, edebiyatın gücü de dile yansır. Zira milleti millet yapan dili ve kültürüdür. Milletler ancak dilleri ve kültürleri sayesinde varlıklarını koruyabilirler. Dil ve kültürü birbirinden ayrı düşünmek asla mümkün değildir. Zira dil olmadan kültür olamayacağı gibi, kültür olmadan da dil olamaz. Dil kültürü, kültür de dili besler. Dil, en etkili kültür aktarıcısıdır. “Kökü mâzide olan âti” ancak dille gerçekleştirilebilir.

Ferhat’ın Şirin’ini, Kerem’in Aslı’sını, Tahir’in Zühre’sini, Kamber’in Arzu’sunu, Emrah’ın Selvihan’ını, Mahmut’un Elif’ini ikna ettiği gönül dilidir Türkçe. Dağ başlarında açan kır çiçeğidir. Vuslattır aşk acısıyla yanıp tutuşan yüreklerde.Türkçe, irfan çeşmesinin suyudur; ilim kapısının eşiğidir. Türkçe bir meşale gibi ışık saçar bütün karanlıklara. Soylu çınarlar yetişir köklerinden. O, nefret köprülerini yıkıp sevgi köprüleri kurar yüreklerden yüreklere. Acıyı siler süpürür körpe gönüllerden. Onulmaz yaralara merhemdir. Sımsıcak bir tebessümdür solgun dudaklarda. Zemherilerde üstümüze örtülen yorgandır. Gözlerimizin feridir aydınlığın gölgelendiği demlerde. Nihayet vicdanımızın sesidir. Barışa uçan nazlı bir güvercindir; gerekli olduğunda da bir şahindir savaşın kucağında. Geçit vermez yüce dağların belidir. Arıdır, kovandır, baldır. O; dünden bugüne, bugünden yarına uzanan muhkem bir köprüdür. Ancak bu köprüden geçenler kendilerini selâmet sahilinde bulur.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.