enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Cevap Verirken Bile Soru Sorar Gibisin-3

05.07.2023 11:26
0
A+
A-

Türkiye’de lise eğitimini tamamlamak kişiye ciddi bir şey sağlamamaktadır. Yükseköğrenim sisteminin dışında kalan gençler, dershane kapılarında yıllarca üniversite hayaliyle gecesini gündüzüne katmakta, yine de birçoğunun hayali hayal olmaktan öteye gidememektedir. Böylece gençler ruhî travmalar geçirerek hayata küsmekte, gençliklerinin henüz baharındayken umutlarını yitirmektedirler. Böyle kişilerden topluma faydalı olması, insanları sevmesi, umutlarını diri tutması ve devlete güven duyması beklenebilir mi?

Eğitim genel anlamda insanı hayata hazırlayan uzun bir süreçtir. Bunun içinde kişiyi hayata hazır kılacak birçok mühim unsur bulunur. Fakat günümüz eğitim sisteminde ne yazık ki her şey sınavlara endekslenmiştir. Gençler kendini hayata değil, sınavlara hazırlıyor. Varsa yoksa sınav… Gençler hayatta kendilerine hiç de lazım olmayacak yüzlerce gereksiz bilgiyi ezberlemek zorunda kalıyorlar. Bu bilgiler kullanılmadığı için kısa zamanda unutuluyor. Çekilen zahmetler boşa gidiyor; vakit heba ediliyor. Neticede hiçbir şey elde edilemiyor.

Bugünkü eğitim müfredatlarına baktığımızda birçok gereksiz konunun kitaplarda yer aldığını görürüz. Fen alanını seçen öğrenciler, doğal olarak fen alanında işine yaramayacak, kendisine puan katkısı sağlamayacak sosyal dersleri dinleme gereği duymamaktadır. Bu TM ve TS öğrencileri için de geçerli bir durumdur. Onlar da fen ve matematik grubu derslere ilgi duymamaktadırlar. Onları bu konuda eleştirmek de yersizdir; her şeyin çıkarlara endekslendiği günümüzde böyle bir tavır ve davranışı yadırgamak da haliyle doğru değildir.

Günümüzde bilgi öğrenciyi hayata değil, sınava hazırlıyor. Durum böyle olunca öğrenciler sınavlarda kendisine faydası olmayacak, katkı sağlamayacak dersleri dinleme gereği duymamaktadır. Zaten sınav moduna girmiş bir öğrenciye sınav dışında ders anlatmak da pek mümkün değildir. Durum bu iken sınav dönemecindeki öğrencilerden belli dersler dışında verim alınıp alınmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Daha doğrusu verim beklemek aşırı iyi niyetliliktir. O zaman hepimiz “–mış” gibi yapıp kendimizi kandırıyoruz.

Yarınlarımızın teminatı olan günümüz gençliği, ne yeterince eğitilebiliyor ne de yeterinde beslenebiliyor. Tabir caizse milenyum gençliği tost yiyip test çözüyor. Böyle bir gençlikten geleceğe dair yüksek beklentili ve umutlu olmak gerçeklerle ne ölçüde bağdaşır?

Günümüz eğitim sisteminde yaygın olarak uygulanmakta olan test sistemi, gençlerin zihnini bilgi bankasına, biraz daha ileri gidersek bilgi çöplüğüne dönüştürmüştür. Gençler hem abur cubur besleniyor, hem de abur cubur öğreniyor. Gençlerin bilgiyi muhakeme ve tasnif edebilme becerisi yok denecek düzeydedir. Oysa günümüzde bilginin depolanması fazla bir şey ifade etmemektedir. Zira günümüzde teknolojik gelişmelerin getirdiği imkânlarla bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmış, tabir caizse çocuk oyuncağı haline gelmiştir. Bilgi artık çok yakınımızdadır. Öyle ki bir tuşa basınca önümüze milyonlarca sayfalık bilgi gelebilmektedir. Durum bu iken zihinleri bilgi çöplüğüne döndürmek, hiç kullanmayacağımız çok şeyi bilmek üstünlük sayılmamalıdır. Bilgiyi yoğurma ve muhakeme edebilme gücü, asıl övünülecek meziyettir. Bu da günümüz gençlerinin en zayıf halkası olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’de geçmişten bugüne intikal eden geleneksel eğitim anlayışı bize “Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete” sözünü hatırlatmaktadır. Çünkü klasik eğitim anlayışımız bu önemli sahayı yapboz tahtasına döndürmüştür. Avrupa’nın eğitim alanında vazgeçtiği anlayışlara bizler can simidi gibi sarılmışız. Fakat çok şükür ki son yıllarda bu yanlıştan da dönme işaretleri verilmektedir. Gelişmiş ülkelerin baş tacı ettiği meslekî eğitime ülkemizde de yöneliş bunu göstermektedir. Düz liselerden vazgeçiş, eğitimde köklü değişimin habercisidir.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.