enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

“Söz Bilirsen Söyle….”

24.02.2021 15:38
0
A+
A-

Halk arasında, damdan düşer gibi konuşanları uyarmak amacıyla “Söz bilirsen söyle, sözünden bir mana alsınlar, söz bilmezsen sükût et, seni bir adam sansınlar” diye öğüt verirler.

Herkes, her konuda konuşmak zorunda değildir.

İlla da, konuşmak istiyorsanız, çok iyi bildiğiniz konularda konuşabilirsiniz. Bir de; kimlere karşı konuştuğunuzu dikkate almalısınız.

Karşınızda, eğitimli bir din adamı varsa, onun yanında dini konulara girmemelisiniz. Karşınızda bir eğitimci varsa, siz de eğitimle ilgili bir eğitim almamışsanız, eğitim-öğretim konularına girmemelisiniz.

Bir idareciye, idari konularda, iyi bir şaire, şiir konusunda, bir yazara, yazarlık konusunda, bir saymana, saymanlıkla ilgili, başarılı bir tüccara, ticaretle ilgili ders vermeye kalkmamalısınız.

Ders vermeye kalkışırsanız ne olur?

Ağzınızın payını alır, oturursunuz.

Şimdi dinlediğim bir olayı anlatacağım. Gerçek midir, değil midir, bilemem.

Bir bilim adamı, fizik konusunda doktorasını yaptıktan ve bu konuda bir eser de yazdıktan sonra yedek subaya gitmiş.

Rütbeli bir subay konuşma sırasında fizikle ilgili bir bölüm anlatmış. Fizikçi yedek subay adayı itiraz etmiş. Ders anlatan subay kimliğini, kişiliğini bilmediği adayı terslemiş ve “Falancı fizik âlimi bu konuyu benim size anlattığım gibi anlatır” demiş. Bu kez fizikçi yedek subay adayı, “O dediğiniz fizikçi ben isem, ben böyle bir hata yapmadım!” diye yanıt vermiş.

Bir şeyler biliyorsanız da, istekli varsa, dinleyen olursa anlatırsınız. Tüm bildiklerinizi de aktarmak zorunda değilsiniz.

Canlı bir örnek daha vermek istiyorum.

1960’lı yıllar. Kelkit Ortaokulu Müdürü, boş geçen “Yurttaşlık Bilgisi” derslerini doldurmak için Kelkit Kaymakamına ricada bulunmuş. Kaymakam da kabul etmiş.

Kaymakam, birkaç gün derslere girmiş, sonra müdüre demiş ki, “Bir başkasını bulun, ben artık bu derslere girmeyeceğim” Ortaokul Müdürü sebebini sormuş, Kaymakam da  “Ben bütün bildiklerimi 15 dakikada anlatıyorum, kalan 25 dakikalık kısım boş kalıyor” demiş.

Kaymakam iyi bir idareci olabilir. Ama öğretmenlik konusu ayrıdır. Seviyeniz ne kadar yüksek olursa olsun, öğrencilerin seviyesine ineceksiniz. Onların anlayabileceği bir dille anlatacaksınız dersinizi. Hep siz konuşmak zorunda değilsiniz. Dersi öğrencilerle birlikte yapacaksınız. Onları da konuşturacaksınız, noksanlarını, hatalarını gidereceksiniz.

Görüyorsunuz, kaymakamlık işi ayrı, öğretmenlik işi ayrı.

Yazının başlarında onun için, kiminle konuştuğunuzu dikkate alarak konuşacaksınız demiştim.

Sükût her zaman altın değildir ama susmanız gereken yerde susmalı, konuşmanız gereken yerde konuşmalısınız.

Korkmayın, hiç konuşmadığınız zaman, sizi bilgisiz saymazlar.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.