Siyasi iktidarlar ve tüm partileri içine alan muhalefet olarak, birbirimizle uğraşmak yerine, sorunları çözmeye odaklanmalıyız. Zamanımızı ve enerjimizi, yok saymaya, yok saymanın da ötesinde, birbirimizi siyaset sahnesinden uzaklaştırmaya harcıyoruz. Düşünce üretmeğe, yeni yeni buluşlar ortaya koymaya zamanımız kalmıyor.
Kaldı ki, birbirimizle uğraşırken, siyasete atılmak isteyen gençlere iyi bir örnek de olamıyoruz. Siyasi mücadelede, ağır sözler sarf etmek yerine, siyasi ahlakta ve fazilette yarışmalıyız.
Yazılarımda, sık sık halk deyimlerine, atasözlerine, anonim olan-olmayan güzel sözlere başvurduğumu okuyanlar biliyor.
Bir halk deyimimizde:
“Söz bilirsen söyle, sözünden bir mana alsınlar, söz bilmezsen sükût et, seni bir bilir sansınlar” deniyor.
Toplumların önünde olan insanlar olarak, bizler gibi, sıradan insanları sükûtu hayale uğratmanın anlamı yoktur.
- kuruluş yılımıza yaklaştığımız yılda sık sık karşılaştığımız konulardan biri,
kendilerini şair olarak, yazar olarak kabul edenlerin getirdikleri yazı ve şiirlerle uğraşmak oldu.
Şiir konusunda verdiğimiz örneklerden biri, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Rintlerin Ölümü” başlıklı şiirde, yerini beğenmediği bir sözcük için 6 yıl bekleyip, tam yerine oturduğunu kabul ettiği sözcük aklına geldikten sonra şiiri toplumun karşısına çıkardığı olmuştur.
Düz yazılarda da öğledir. İyi bir uğraş vermeden, toplumda her yaştan, her seviyeden olan insanlara hitap ederken büyük sorumluluklar taşıdığımızı unutmamamız gerekmektedir.
Neden?
Alt alta sıraladığımız sözcükleri şiir sanarak, bilgi, deneyim ve mantıktan uzak cümleleri yazı sanarak toplumun karşısına çıkarsak, ileride daha iyilerini yazabilecek seviyeye gelsek bile, bizi ilk örneğimizle tanıyanlar, bir daha yeni yazdıklarımızı okumazlar.
Siyasete soyunanlar da öğledir. Hata yaptıklarını fark edip özür dilemezlerse, aynı hataları yapmaya devam ederlerse, gün gelir, taraftarlarını artırmak yerine azaltır ve siyasetten soyunurlar.
Bu gerçeği unutmamalıdır.