ArzularKabaköy beldesi sınırları içinde bir çimento fabrikası var. 1970’li yıllardan beri vardı. Sonradan el değiştirdi. O fabrikanın bacasından çıkan tozlar, çevrede yaşayan insanların sağlığını, yetiştirilen sebzelerin, diğer bitki çeşitlerini olumsuz yönde etkilediği konusunda yakınmalar var. Bu yakınmalar yerel gazetelerce dile getiriliyor. ArzularKabaköy Beldesi Belediye Başkanı yakınmalarını resmi kurumlara da intikal ettirmiş. Bir sonuç alınmamış olacak ki, yakınmaların ardı, arkası kesilmiyor.
Ülkemizin başka bölgelerinde de bu tür yakınmalar var. Fabrika sahipleri masraftan kaçınarak zararlı maddeleri havaya salıvererek hem insanları, hem doğayı kirletiyor. Hava kirliliği de, doğa kirliği de insan sağlığını tehdit ediyor. Olaya, senin adamın-benim adamım açısından bakılarak ciddiye alınmıyorsa, bu durum daha büyük bir sıkıntıdır.
İnsan yaşamını ciddiye almayan bir anlayış, bastığı dalı kesiyor, tutunduğu yönetimi tehlikeye sokuyor demektir.
Bu yüzden olacak ki, kaymakamlık yapan ve açık sözlülüğü nedeniyle çok sıkıntılar çeken, halkın yararı için hapsolmayı bile göze almaktan çekinmeyen Şair Eşref çok önemli bir uyarıda bulunuyordu:
“Padişahım bir dırahta döndü kim güya vatan
Daime her baltadan bir şahı hali kalmıyor
Gam değil amma bu mülkün böyle elden çıkması
Durmadan zulmetmeğe elde ahali kalmıyor!”
Halk arasında “Bugünün işini yarına bırakma” diye bir deyim vardır. Halka ve ülkeye zarar veren olaylarda işi hafiften almak, umursamamak, ileri de halka da, ülkeye de, sorumluluk sahiplerine de daha çok zararlar verir.
Yalnız ArzularKabaköl beldesinde değil, ülkemizin pek çok yöresinde, doğayı ve insan sağlığını tehdit eden zararlılara karşı umursamazlık, önlemi zamanında almazlık, yarın altından kalkınması güç olan daha büyük sıkıntılara yol açar.
Bir yerde sızlanma varsa, o sızlanma yerinde mi, değil mi, araştırmalı ve gerekeni zaman kaybına yol açmadan çözümü kavuşturmalıdır.
Yarın geç kalınabilir. Geç kalınmanın vebali ve sorumluluğu da bu konuda yetki sahiplerinin üstünde kalır.