Son yüzyılın en büyük halk ozanlarından biri olan Mahsuni Şerif’in söylediği Türkünün bir dizesinin yarısıdır başlıktaki.
Atatürk için: “Sarı saçlım, mavi gözlüm” diye çağıran Mahsuni Şerif, yalnız estetik planda değil, mana plânında da güzel Türkü güfteleri yazmış ve söylemiştir.
Bu değerli halk ozanının söylediği türkülerden biri olan: “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/Bilmem söylesem mi, söylemesem mi” günümüzde de geçerliliğini korumaktadır.
Asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılan zamdan önce, memurların, işçilerin, her ikisinin emeklilerinin, esnafın, çiftçinin, kuru soğana muhtaç düşürüldüğü gerçeği çok yazıldı, söylendi, hatta tartışıldı. Ama sonuç alınamadı.
Neden?
Üç yanı denizlerle çevrili, dağları, ovaları, ormanları, akarsuları, ekilebilir arazileri olan bu ülkenin, yeraltı ve yerüstü kaynakları yeteri kadar değerlendirilemedi. Değerlendirilen kısmının harcanmasında da tercihler öne çıktı, memuru, ekmeklisi, işçisi, çiftçisi ve halkına hak ettikleri pay düşmedi.
Yiğidin, kuru soğana muhtaç olduğunu ülkeyi yönetenler bilmiyor mu?
Elbette biliyor ama “maddi olanaklarımız bu kadar” diyor ve gelecekte her şeyin düzeleceğini söylüyorlar.
Halk arasında; “Umut, fakirin ekmeğidir” derler.
Derler ama halkın sabrı kalmadı.
Fiyatlar aldı başını gidiyor. Hiçbir nesne yerinde durmuyor. Dar gelirliler, yükselen fiyatlara yetişemiyor.
Üniversitelere kaydının yaptırdıktan sonra, giderleri karşılayamadıkları için, kayıtlarını dondurarak ayrılanlar mı dersiniz! Çocuklarının giyimini, kuşamını, kitap ve kırtasiyelerini alamadıkları için, çocuklarını okullara gönderemeyenler mi dersiniz! Bu yıl ağır geçen kış koşullarında, odununu, kömürünü alamadıklarından, battaniyelere sarılıp oturanlar mı dersiniz? Hastalarını doktora götüremeyenler mi dersiniz!
Bu yazdıklarımı siyaset için yazmıyorum. Siyasetle ilgim yok. Halktan biri olduğum ve sürekli halkın içinde bulunduğum için, okuduklarımı, gördüklerimi, dinlediklerimi yazıyor, söylüyorum.
Ülkeyi yönetme sorumluluğunu alanlar da, yönettikleri milletin sefalet içinde yaşamasını istemez elbet.
Demek ki, yapabildikleri bu kadar!