“Mevlid” deyince Süleyman Çelebi akıllara gelir.
“Mevlid” deyince Süleyman Çelebi akıllara gelir. Bilindiği gibi Süleyman Çelebi isimli büyük şairimiz “Vesîletü’n-Necât”(Kurtuluş Sebebi) isimli kitabında, doğumundan ölümüne kadar peygamberimizi şiir diliyle anlatmıştır. Bu güzel kaside, Türk halkı arasında çok rağbet görmüş, mübarek gecelerde okunmuştur. Bugün bile, ölen kişiler için düzenlenen mevlitlerde bu şiir ibadet aşkıyla okunmaktadır. Bu güzel şiir, Resülullah’ı tazim etmektedir. Bu şiirin “Vilâdet” bahrinde Süleyman Çelebi, Peygamberimizin doğumunu şöyle anlatıyor: “Amine hatun Muhammed annesi /Ol sadeften doğdu ol dür danesi//Çünki Abdullah’dan oldu hâmile/ Vakt erişdi hefte vü eyyam ile//Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn/Çok alametler belirdi gelmedin//Ol Rebiul evvel ayı nicesi/On ikinci gice isneyn gecesi//Ol gice kim doğdu ol hayrûl beşer/Anesi anda neler gördü neler//Dedi gördüm ol Habibin ânesi/Bir acep nur kim güneş pervanesi”
Resulullah biz müminlerin yegâne rehberidir. Karanlık gecelerimizi aydınlatan, hayatımızı anlamlandıran kâinatın serveri Resulullah Efendimiz her yönüyle mükemmel bir insandı. Bununla ilgili olarak bir hadis-i şerifinde “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” buyurmuştur. Gerçekten de o, güzel ahlakı hakkıyla sundu şerefli ümmetine. Bu konuda en güzel model bizzat kendisi oldu. Bu hususta Yüce Kur’an’da Peygamberimize hitaben şöyle buyrulmuştur: “Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin”(Kalem S. 4. Ayet)
Resulullah Efendimiz, Allah’ın habibiydi. Rabbimiz onu şöyle anlatmaktadır: “Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir Resûl geldi. Sizin üzüldüğünüz şey, O’na ağır gelir (O’nu üzer). Size çok düşkün, müminlere şefkatli ve merhametlidir.”(Tevbe Suresi/128. Ayet)
Biz müminler, Efendimizi ibadet aşkıyla severiz. Zira Resülullah’ı sevmek kişinin iman kemalâtına işarettir. Çünkü Allah, bu kâinatı onun yüzü suyu hürmetine yaratmıştır. “Sen olmasaydın Habibim, kâinatı yaratmazdım” kutsi hadisi bunu ifade ediyor. Rabbimizin bu kadar yücelttiği bu mübarek simayı her şeyimizden çok sevmeliyiz. Bu sevgi kuru bir ifadeden öteye gitmelidir. Ona çokça selâtü selâm getirmeliyiz. Onun şefaatine sığınmalıyız.
Günümüz gençliği, yüce peygamberini ne kadar tanıyor?
Günümüz gençliği, uğruna kâinatın yaratıldığı yüce peygamberini ne kadar tanıyor? Bu soruya müspet cevap vermeyi ne çok isterdim. Fakat mevcut durum içler acısıdır. Kitapçı vitrinlerinde yüzlerce siyer kitabı olmasına rağmen bunları alıp okuyan ve fikreden insanların sayısı ne kadar da azdır. Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımız, günlerini hayal mahsulü Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi gibi maceraları okumakla geçiriyor. Mafya dizilerindeki çetecileri kendilerine model olarak alan ve haksız kazancı meşrulaştıran bugünkü nesil, Resulullah Efendimizin mesajlarına ne kadar da muhtaçtır. Bu mesajlar onların yitik hazineleridir. Fakat zihinlerimiz öyle bir uyuşturulmuş ve bulandırılmış ki bunları kaybettiğimizden de haberdar değiliz. Kaybettiğinden haberdar olmayanın, yitik hazineleri bulmaya koyulmasını ve onlardan istifade etmesini bekleyemezsiniz. Aileler ne yazık ki Peygamberimizin nurlu halkasından kopmuş. Evlerimiz ve kalplerimiz nübüvvet ışığından istifade edemiyor. Tez elden gençlerimize Peygamberimizi model insan olarak sunmalıyız.
Peygamberimizin bundan on dört asır evvel dünyamızı şereflendirdiği Mevlid Kandili’ne “Velâdet Kandili” de diyoruz. Bu gecede ellerimizi Mevlâ’ya açar, Resulullah’ın kutlu yolunda bir mümin olarak yaşamayı talep ederiz. Gönüller Resulullah aşkıyla çarpar bu kutlu gecede. Ona olan hasretimiz sımsıcak gözyaşlarımıza karışır. Bu kutlu gecede Allah’ın rahmetini ve bereketini talep ederiz. Bütün müminler Resulullah’ın sevgi ve muhabbetinde birleşerek bir ve bütün olurlar. Bu gecede gül kokusu bütün mümin gönüllere siner.
Resulullah Efendimiz kemalat burcu ve maneviyat deryasıdır. O, hiç eskimeyendir. Onu anlatanlar, onu yazanlar yine de hakkıyla ve lâyıkıyla ifade edememiştir. Peygamber Efendimiz hakkında yazı ve şiir yazmak büyük bir şereftir. Aynı zamanda büyük bir sorumluluktur da… Onu hakkıyla anlatmak her kalem erbabının kârı değildir.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed(SAV)’in doğum günü, bizim için müstesna bir gündür. Her Mevlid Kandili’nde biraz daha tazeleniyoruz, biraz daha büyüyor ona dair sevgimiz, muhabbetimiz ve hasretimiz… Güneş bir mızrak boyu yaklaşıp da insanların beyinleri fokur fokur kaynamaya başladığı o anda(mahşer meydanında) Onun mübarek “Livaül Hamd” sancağı altında toplanan bahtiyar insanlardan olmak ne büyük bir mükâfattır.