Hayatı olağan durumundan çıkarıp olağanüstü boyutlara taşıyan “şiddet”, dilimize Arapçadan geçmiş kadim bir kelimedir. “Sertlik, katılık, zorluk” mânâsına gelen “şdd” kökünden gelmektedir. İngilizcede “violence” sözüyle karşılanan “şiddet”, vicdanların kangren olarak işlevini yapamaz duruma gelmesidir. İnsanlığın, sevgi ve merhametin hayatın dışına itilmesi; başka bir tabirle kaba güçlerin harekete geçmesidir. TDK sözlüğüne baktığımızda “şiddet” kelimesi için şunların yazıldığı görülür: “Duygu ve davranışta aşırılık.” Aslında şiddetin bu mecazî anlamı onun pek sevimsiz olan içeriğini de açığa vurmaktadır.
Şiddet sosyal bir yara olarak yıllardan beri içimizi kanatıyor. Şiddet işyerinde, evde, sokakta, okulda, stadyumda hemen her yerde farklı bir kılıkla çıkıyor karşımıza. Sebepler her zamanki gibi incir çekirdeğini doldurmayacak cinsten. Sonuçlar yürek paralayıcı…
Şiddet bir yerde değil. Aklınıza gelen her alanda şiddet baş gösteriyor. Boğazımıza kadar şiddete batmışız. Baba evde karısına şiddet uygular. Büyük kardeş küçüğüne efelenir. Herkes kılıcını çekmiş kınından. Kimsenin kimseye tahammülü yok. Saldırıya geçmek için millet olarak adeta fırsat kolluyoruz. “Vurun abalıya” deyimi bizi ne kadar da güzel anlatıyor.
Şiddetin sebep ve sonuçları üzerinde Türkiye’de ve dünyada yeterince kafa yoran yok. Bu husustaki bilimsel veriler ve istatistikler ne yazık ki fiili durumu hakkıyla ve lâyıkıyla yansıtmıyor. Bu konuda ciddi bir uluslararası sempozyumun yapılması, meselenin sebep ve sonuçlarıyla birlikte ele alınarak irdelenmesi çok isabetli olur. Hatta geç kalınmış bir çalışmadır bu. Yine de “Zararın neresinden dönersen kârdır.” mantığını işletmek lâzım.
Türkiye’de gün geçmiyor ki, başta doktorlarımız olmak üzere, sağlık çalışanlarına yönelik sözlü ve fiziksel şiddet konulu bir haber duymayalım. Sağlık çalışanlarına şiddet maalesef hız kesmeden devam ediyor. Bu tarz şiddet dünyada bir kat artıyorsa bizde beş, hatta on kat artıyor. Korkarım ki ciddi ve caydırıcı önlemler alınmazsa böyle de devam edecektir.
Dünya Tabipler Birliği sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti, “sağlık sisteminin temellerine zarar veren ve hastanın sağlığını kritik olarak etkileyen uluslararası acil bir durum” olarak tanımlamaktadır. Yine benzer küresel kurumlardan biri olan Dünya Sağlık Örgütü ise sağlık kurumlarındaki şiddeti “hasta, hasta yakınları, ya da diğer herhangi bir kişiden gelen, sağlık çalışanı için risk oluşturan tehdit davranışı, sözel tehdit, fiziksel saldırı ve cinsel saldırıdan oluşan durum” olarak nitelemektedir. Tanım(lama)lar iyi de ya çözüm!
Hastaneler, hastalığın getirmiş olduğu sebeplerden dolayı insanların gergin olduğu mekânlardır. Hasta ve hasta yakını olumsuz psikolojisinin bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığı bu mekânlarda ani öfke patlamaları yaşanabiliyor. Bu, risk faktörünün çokluğundan dolayı daha çok acil servis, psikiyatri servisleri, yoğun bakım üniteleri, yaşlı bakım üniteleri ve cerrahî birimlerde kendini gösteriyor. Bu yüzden de bu bölümlerde görev yapan sağlık çalışanları daha çok şiddete maruz kalıyor. Sabırsızlık ve tahammülsüzlük üzücü neticeler doğuruyor.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, sağlık çalışanlarının yüzde 8’i ila 38’i kariyerlerinin bir noktasında ne yazık ki fiziksel şiddete maruz kalıyor. Çok daha fazlası tehdit ediliyor ve sözlü saldırıyla karşılaşıyor. Şiddet uygulayanlar ise çoğunlukla hastalar ve yakınları. Ülkemizde 2021’de meydana gelen 190 saldırının 143’üne hasta ve hasta yakınları neden oldu. 190 saldırının 162’si hem sözlü hem fiziksel, 22’si sözlü, 5’i mobbing ve 1’i taciz olarak kayıtlara geçti. Öte yandan 146 şiddet olayı hastanede, 13’ü aile sağlığı merkezlerinde ve 31’i ise saha çalışmalarında meydana geldi. Yaşanan olaylarda, 92 doktor, 59 hemşire, 50 güvenlik görevlisi, 46 acil servis hattı çalışanı, 59 diğer sağlık çalışanı mağdur oldu. 124 saldırgan hakkında herhangi bir işlem yapılmazken 135 saldırgan gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Sadece 41 saldırgan tutuklandı ve 3 saldırgana ise para cezası verildi.
2021 yılında, başta doktorlar olmak üzere sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin istatistikleri bizi millet olarak endişelendiriyor. Bu durum, içinde bulunduğumuz 2022 yılında da artarak devam ediyor. Fakat maalesef caydırıcı hukukî yaptırımlar hâlâ yeterince uygulanmıyor. Saldırganları gözaltına alıp kısa zamanda serbest bırakma durumu (eylemsizliği), suçluları cesaretlendiriyor. Bütün bu olumsuzluklar sağlığımız için özne görevi gören sağlık çalışanlarının çalışma şevkini ve performansını ne yazık ki fazlasıyla düşürüyor.