Ne kadar çok şey bilirseniz bilin, bildikleriniz, bilmeniz gerekenlerin yanında, deryada damla gibidir. Çünkü bilimin sonu yoktur. Zaman içinde sosyal ve siyasal tarih, coğrafya değişiyor. Kimi devletler batıyor, kimi devletler doğuyor. İnsan aklı, dünyada olup bitenlerin tümünü kapsamaktan acizdir. Bildiklerini belleklerinde tutmak da kolay değildir.
Kimi kişisel sorunları, toplumsal sorunları, hatta ülke sorunlarını tek başınıza çözemezsiniz. Ortak akıl gerekir.
“Danışan dağlar aşar” diye yerel bir halk deyimimiz vardır. Çok iyi bildiğinizi sandığınız konuları da danışın. Danışmakla bir kaybınız olmaz. Danıştıklarınızın ışığında kararı yine siz vereceksiniz.
Yine; “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” deyimi de önümüzü açmaktadır. Yabancı dil bilmenin önemini belirtmek için; “Bir dil bilen bir adam, iki dil bilen iki adam olur” derler.
Eski İstanbul Müftüsü, eski Diyanet İşleri Başkanı Ömer Nasuhi Bilmen, yabancı dil öğrenmeğe çalışıyormuş. Dostları; “Hocam, bırakın bu Gavurun dilini öğrenmeği” diye takılmışlar. Bilmen de onlara; “Yabancı dili bilirseniz, o Gavur dediklerinizin ilimlerinden yararlanır, sizin için yararlı olmayan yanlarından uzak kalırsınız” yanıtını vermiş.
Sanırım 1990’lı yıllardı. İstanbul Belediye Başkanlığına, Anavatan Partisinden önceki Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, Doğru Yol Partisinden İlhan Kesici, CHP den, Zülfü Livaneli aday olmuşlardı. Üç aday da bir araya gelerek, Başkan seçilmeleri halinde yapacakları çalışmaları tartıştılar.
Dalan ve Kesici, aldıkları yüksek eğitimin (Yüksek Mühendisliğin) Belediye için önemli olduğunu vurguladı ve Livaneli’ye, “Senin aldığın eğitimle Belediye işlerinin bir ilgisi yok” dediler
Livaneli de onlara, sizin aldığınız eğitim-öğretimden daha iyisini alan birisini bulurum, Mühendislik işlerini ona yaptırırım, diğer yönetimsel konuları, kültürel konuları, eğitim konularını da ben yürütürüm” dedi.
İşte, “Ortam akıl” dediğim konu burada devreye giriyor. Hangi görev olursa olsun, ehline yaptırmak. O ehil dediklerinizi sürekli çalıştırmasanız da, danışırsınız, bilgi alırsınız.
“Her şeyi ben bilirim” diyen yanılır, o nedenle “Danışan dağlar aşar”