enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Buhranlar Anaforunda-2

17.06.2021 11:08
0
A+
A-

Yabancı vakıfların verdiği burslara ve açtıkları okullara hep şüpheyle bakmışımdır. Bu ülkede açılan yabancı okulların çoğunun misyonerlik yaptığını bilmeyen yoktur. Bugün sayıları binlerle ifade edilen ve her geçen gün mantar gibi çoğalan bu okullar, millî birliğimize ve huzurumuza zarar veriyorlar. Bu okulların sıkı kontrol altında tutulması gerekir. Bizler gerçekten pozitif ilim veren yabancı okullara karşı değiliz. Karşı olduğumuz şey bazı yabancı okulların adeta kilise gibi çalışıp gençlerimizin inanına talip olmalarıdır. Buna göz yumamayız. Duyarlı insanlar olarak kardeşlerimizin ferc ferc cehenneme akmasına müsaade edemeyiz. Bir kişiyi cehennem çukuruna düşmekten kurtarabilirsek bu bizim için en büyük bahtiyarlıktır. İşini adam gibi yapan ve bu ülkeye ilim adamı yetiştiren yabancı okullara söyleyecek sözümüz yok. Onlara teşekkür etmek boynumuzun borcudur. Fakat bunların sayısı ne kadardır? Bir elin parmakları kadar desem!…

Bu ülkede misyonerlik almış başını gidiyor. Kilisesinden havrasına, turistinden papazına kadar herkes misyonerlik yapıyor. Biz onların gerçek kimliğini bilemiyoruz çoğu zaman. Hemen hepsi gerçek kimliğini değişik süslerle kapatıyor. Bu memlekette her gün yüzlerce İncil dağıtılıyor. Bunlar yaşanırken bizler hiçbir şey olmamış gibi rahat uyuyamayız. Bizim vakıf ve derneklerimiz niçin hak din olan İslâm’ı fakir ruhlara şifa diye sunmuyor? Çok hayırlı hizmetler yapan vakıf ve derneklerimiz de var. Onlara şükranlarımızı sunuyoruz. Fakat tebliğ halkasını daha geniş tutmalıyız. Hangi birimiz gece sıcak yatağına yattığı zaman “Bugün Allah için ne yaptın?” sualini vicdanına yöneltiyor? Cevabın menfi olacağından korktuğumuz için mi bundan çekiniyoruz? Hataları görmemek onların yokluğuna delil değil.

Zamanımızda iman hakikatleri gündemimizden düşmüş. Günlük meselelerle vakit öldürüyoruz. İncir çekirdeğini doldurmayacak mevzuları allayıp pullayarak günlerce konuşuyoruz. Lâf-ı güzafla kıymetli ömrümüzü zayi ediyoruz. Namaz konusunda bir arpa boyu yol alabilmiş değiliz. Cuma namazını kılmanın bizi kurtaracağını sanıyoruz. Vakit namazlarını kılanları ‘molla’ makamına oturtuyoruz. Ezanlar karanlığa okunuyor? Hangi birimiz gecenin ağaran vaktinde kalkıp saba makamında okunan sabah ezanını dinleyip nefsini sorguluyor? Ezanlar yıllardan beri üstümüze okunuyor. Güneşin doğuşunu kaçımız seyredebiliyor? Sabah namazının hikmetinden ve sırrından ne kadar da uzağız.

Gece yarılarına kadar televizyon başında oturup öğleye doğru kalkıyoruz. Adeta geceyle gündüzü ters çevirip öylece yaşıyoruz. Evlerimizin başköşesine kurduğumuz şer kutusu, imanımızı hançerlerken hiç de acı hissetmiyoruz. Narkozun etkisi hâlâ devam ediyor. Narkozdan kurtulduğumuzda vakit çok geç olacak. Oysa yapılması gerekenler bellidir. Resulullah iyi bir müslümanın nasıl olması gerektiğini şöyle açıklıyor:

“Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Almayacağınız malın fiyatını-müşteriyi zarara sokmak maksadıyla- artırmayın. Birbirinize kin tutmayın. Dargın durmayın. Pazarlığı bitmiş olan bir alışverişi bozmayın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman; müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, darda kalmış ise kendi haline bırakmaz, yalan söyleyip aldatmaz. Onu küçük görüp hareket etmez.(Peygamberimiz göğsünü işaret ederek) Takva, yani Allah korkusu, Allah’a karşı saygı duygusu buradadır. Bir kişiye, mümin kardeşini hor görerek hakarette bulunması günah olarak yeter. Müslümanın her şeyi; kanı, malı ve namusu diğer Müslüman’a haramdır.(Buhari)

Dünya maddî bir açılıma giderken manevi darboğazı da beraberinde yaşıyor. Manevî buhranlardan kurtuluşun tek yolu Kur’an’a ve sünnete sarılmaktır. Dünyada yaşanan buhran boyutundaki sıkıntıların tek ilacı bunlardır. Dünya gül devrine ve gül devrimine muhtaç görülüyor. Bu devrim yüreklerden başlayacak. Evvelâ kalplerimizin pası silinecek. Fakat bu ancak Allah’ı zikretmekle mümkündür. Zikir kalplerin kirini ve pasını silen manevî bir zımparadır. Kirler döküldükten sonra kalbin içini ve dışını salih amellerle boyamak gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.