İtibarın sözlük anlamı saygınlıktır.
Bazı kimseler, belli makamlara geldiklerinde itibar kazandıklarını sanırlar. Oysa makamlar, kişilerle anlam kazanır ya da anlam yitirirler.
Kişiler; malları, mülkleri, maddi olanaklarının çokluğu ile de saygınlık kazanamazlar. O kişilerin saygınlık sandığı, maddi varlıklarının verdiği ündür.
O zaman, saygınlık ne ile kazanılır?
Saygınlık; ilimle, edeple, irfanla, içinde bulundukları topluma ve o toplumun bireylerine, hiçbir karşılık beklemeden yaptıkları iyiliklerle kazanılır.
Bu arada Ferit Kam’ın Süleyman Nazif için söylediği sanılan bir dörtlüğü anımsadım:
“Sağlığında nice ehli hünerin
Bir tutam tuz bile yoktur aşına
Öldürüp onu önce açlıktan
Sonra bir türbe yaparlar başına”
Bu durum, içinde yaşadığımız toplumun ve onu oluşturan bireylerin aymazlığından başka bir şey değildir.
Hiç aklımdan çıkmaz; bir ailenin kızını iki kişi ister. İsteyenlerden biri eğitimli, edepli, irfan sahibi, görevini iyi yapan bir kamu görevlisidir. Diğeri de; eğitimsiz, uygar bir toplumda kendine yer edinemeyecek kadar sıradan, ama arazisi çok olan zengin bir ailenin oğludur.
Her ikisini de tanıdığım için bu konuda benim görüşümü almak isterler.
Kendilerine; “Allah nasip ederse; malı, mülkü, parayı herkes kazanabilir. Ama eğitim, irfan, edep kolaylıkla kazanılan değerler değildir” dedim ve şu cümleyi ekledim: “Bu söylediklerimi dikkate alın ve kararınızı ona göre verin”
Onlar, irfanı olandan değil de, parası olandan yana verdiler kararlarını.
Kelkit’te Özel İdarede çalışırken, kızını zengine veren kadını telaşlı bir şekilde hükümetin merdivenlerinden çıkarken gördüm; “Hanım Teyze, hayrola ne var?” diye sordum.
“Senin sözünü dinlemedik, kızımızı o zengin, cahil adama verdik. Boşanma davası açmaya gidiyorum” dedi.
O zavallı kadıncağız bana, “Turan Efendi öyle diyorsun ama kızım yağlı ekmek yer” yanıtını da vermişti. Yani, kızının yağlı ekmek yemesinden yana tercihini yapmıştı.
Kız, az-çok bir eğitim almış, oğlan zengin ama cahildi. Sonunda olacağı buydu.
Önemli olan, üst satırlarda belirttiğim gibi; ilim, irfan ve edeptir. İlim, irfan ve edep yoksa, ya da varken kaybedilmişse, sonradan yatağını bulması zor olur.
Amerikalı iş adamı Fort; “Ben iflas etmekten korkmam. Güven kaybetmekten korkarım. İflas edersem, sonradan kazanabilirim. Ama güven kaybedersem, her şeyimi kaybederim” diyordu.