Korona virüs salgınının başladığı 2020 yılının Mart ayından bu yana hiçbir meslek mensubu, sağlıkçılar kadar kayıp vermedi.
Bu satırların yazıldığı tarihte Korona virüsten ölen sağlıkçıların sayı 400’e yaklaşıyordu. Belki de, siz bu satırları okuduğunuz da 400’ü de geçecektir. Gerçi, tüm sağlıkçılar aşılandı bir ölçüde tehlikeden kurtuldular.
Salgın süresinde, sağlıkçılar kadar gecesini gündüzüne katar, sağlıkçılar kadar eşinden, çocuklarından, aile bireylerinden uzak kalan, sağlıkçılar kadar yorulan hiçbir meslek mensubu olmadı.
Bir ara, sağlıkçılara alkış tuttuk, övdük, güven verdik ama sağlıkçıları maddi olarak desteklemek amacıyla, Korona virüs hastalığını, sağlıkçılar için MESLEK HASTALIĞI saymadık, saydıramadık. Bu konuda tüm bireylerimiz, tüm mesleklerimiz, tüm yöneticilerimiz olarak sesimizi toplucu yükseltmedik. Sağlıkçılarımız eşlerine, çocuklarına, daha gelen bir ifadeyle, geride bıraktıklarına sahip çıkmadık.
Doktorlarımız, hemşirelerimiz, ebelerimiz, sağlık kurumunda görev yapan işçisi, şoförü, bekçisi ile tüm sağlıkçılarımız, bize; yalnız salgın hastalıklar çıkınca değil, ömrümüzün sonuna kadar, her zaman, her yerde lazım. Sağlık yönünden başımız her sıkıştığında onlara başvuruyoruz.
Sağlıkçılarımızın, yalnız salgınlarda değil, tüm zamanlarda, gündüzlerin ve gecelerin her saatinde hizmete hazırlar.
Sağlık Meslek Okullarından mezun oldukları halde, atama bekleyen ama bir türlü atanamayan sağlık personeli var.
İhtiyaç mı yok?
Var. Kime hastanelerde, iki kişinin, üç kişinin görevini bir sağlıkçı üstleniyor. Daha doğrusu üstlenmek zorunda bırakılıyor.
Bir de, sağlıkçıları görev yaparken de rahat bırakmıyoruz. Onları tehdit etmeye, hatta dövmeğe kalkışıyoruz. Bu koşullar altında bile, sağlıkçılarımız halka hizmet etmekten geri durmuyorlar.
Korona virüs hastalığı, sağılıkçılar için MESLEK HASTALIĞI sayılmalı artık. Bu işi daha geciktirmenin anlamı yok.