Erzincan’a bağlı İliç ilçesinde, Kanadalı bir firma, Çöplük köyü yakınlarında altın çıkarırken yığılan toprak kaydı. 9 işçinin iş makinalarıyla birlikte toprağın altında kaldığı sanılıyor. Çünkü çalışan işçilerden 9’u yok.
Sözünü ettiğimiz firmanın bu konuda gerekli önlemleri almaması nedeniyle daha önce uyarıldığı, hatta çalışmalara son verildiği biliniyordu. Sonra ne olduysa, nasıl olduysa firma yine çalışmalara başladı.
Şimdi adını değiştiren Kanadalı Yorugold firması, 1990’lı yıllarda Gümüşhane ‘de altın çıkarma işlemine başlayacaktı. Doğaya vereceği zarar nedeniyle Gümüşhane halkı olarak karşı çıkılmıştı. Bu konuda yerel gazetelerle, toplantılarla tepkimizi göstermiştik. Sonunda firma bırakıp gitti.
Ama Yörügold firması bu kez Anagold adıyla ülkemizde çalışmalarını sürdürüyormuş.
Şu anda, ülkemizde 20 ayrı bölgede altın madeni çalıştırıyorlar. Yüz binlerce ton taşı, toprağı kilometrelerce alana saçtıktan sonra altını alıp ülkelerine gidiyorlar. Altın firmalarının çölleştirdiği alanlarda orman varsa orman yok oluyor. Tarım arazisi ise ot bitmiyor. Altın ayrıştırmada kullandıkları binlerce ton siyanür ve Sülfürik Asiti, gerekli ve yeterli önlem almadıkları için doğaya bırakıyorlar. Doğaya salınan ve ağır metaller içeren bu zehirli maddeler, doğayı doğal olmaktan çıkardığı gibi, insanların sağlığını tehdit ediyor, ölümlerine yol açıyor, bıraktığı olumsuz izler yaşam boyu silinmiyor.
Yabancıların çıkardığı bu madenlerden, kendi belirledikleri miktarın yalnızca yüzde 2’sini devlete bırakıyorlar. Ama ülkeye verdikleri zarar, devlete bıraktıkları miktarın on katıyla yüz katıyla yerine gelmiyor.
Kaz dağlarındaki felaketi görmeyenler varsa, görsünler. Şu anda, yerli-yabancı, çeşitli işletmelere verdikleri binlerce ruhsat işleme konulursa; ülkemizde ne orman kalacak, ne üretim yapılacak tarım arazisi bırakacaklar, ne mera ne göl ne de sağlıkla içilebilecek bir su içilebilinecek.
Bu güne kadar, şu ya da bu bahane ile milyonlarca ağaç mı kesmediler, halkın geçimlerini sağladıkları tarım arazilerini mi, zeytinlikleri mi, yeşil bitki örtüsünü mü ortadan kaldırmadılar. Denizleri bir ölçüde de olsa halkın kullanımından uzak mı tutmadılar.
Bugün hayatta olanların çocuklarına ve torunlarına; ırmakları, nehirleri, ormanları, mümbit arazileri, gölleri, yaylaları sonuç olarak yeşil bitki örtüsü yerine çöller ülkesi bırakacaklar.
Çok değil elli sene, yüz sene sonra dünyaya gelenler, kendilerinden önceki Türkiye’yi tarihten, coğrafyadan öğrenince, herhalde bu halde bir ülke bırakanlara dua etmeyecekler.