Güçlülük, her zaman haklılığa galebe çalamaz.
Amerika, İsrail’i şımarttıkça şımarttı. Ülkelerinin çıkarlarını düşünen yok. Herkes kendi çıkarının peşinde Önümüzdeki Kasım ayında Amerika’da kısmi seçimler var. İsrail’de de var. Trump da, Yetenyahu da, yapılacak seçimlerde yeniden seçilebilme derdinde.
Her iki ülkede de, karşı partilerin adayları da var.
Amerika Başkanı Venezüella’ya boşuna saldırmadı. Netenyahu da, ABD uşaklığını boşuna yapmıyor. Her ikisinin amacı aynı. İktidar ömürlerini uzatmak.
Belli ki, İran, hüt! dedin mi, sinecek durumda değil. İran Liderlerini öldürdüler diye, 90 milyonluk İran’da, liderlik yapacak başka adam mı yok.
İran yönetimine hâkim olan mollaların kusuru, ülke içinde bütünlüğü sağlayamamış olmalarıdır.
Ne kadar güçlü olursanız olun, savaş konumunda tek bir yumruk gibi davranan hiçbir ülkeyi ortadan kaldıramazsınız.
Göreceksiniz, yer ile yeksan ettiğiniz Filistin de günün birinde ayağa kalkacaktır.
ABD içinde de, İsrail de de, yanlış politikaları nedeniyle, başkanlarına karşı sesler yükselmeğe başladı. İran savaşında ölen Amerikan vatandaşlarının sayısının ifade edilenden fazla olduğu ileri sürülüyor. Gerçekse yakında ortaya çıkacaktır. Başkan Trump’un hesapları ters tepebilir.
İran’da bulunan rejim karşıtları, ülkesini ABD’ye teslim edecek değil. İranlı Üniversite gençliği, İranlı halk, iç sorunlarını çözdükten sonra, ülkelerine sahip çıkacaklardır.
ABD Başkanı, kendi ülkesinde bulunan Rıza Şah Pehlevi’nin oğlundan da faydalanmayı düşünebilir ama Pehlevi, iktidarında bağlantılarını ABD ile kurduğu halde, devrildikten sonra, kendisini kabul etmedi Amerika. Şah, Mısır’a gitti ve orada öldü.
İçinde bulunduğumuz dünya, al gülüm-ver gülüm dünyasıdır. Verebilirsiniz ama alamazsınız, o durumda her şey biter.
ABD ve İsrail de bilmelidir ki, dünya kabadayılığına soyunmanın da bir süresi vardır.
“Zalimin zulmü varsı, mazlumun da Allah’ı vardır” boşuna söylenmiş bir söz değildir.
Zulümlerin, nerelere kadar uzanacağını ve nerede sona ereceğini yaşayanlar görecektir.