Herkesin, korktuğu, çekindiği bir durumdur iftiraya uğramak. Bu nedenle, halk arasında; “Allah kuru iftiralardan saklasın” derler. Yine bu halk deyimini destekleyecek bir başka özdeyişte vardır: “Süt kadar beyaz, kar kadar lekesiz de olsanız, iftiraya uğramaktan kurtulamazsınız” denir.
“Çamur at, izi kalsın” sözü de bunun için söylenmiş olmalıdır.
Kimi insanlar, belki kıskançlıktan, belki başka nedenlerle, olayları sorup soruşturmadan, incelemeden ortaya bir söz atarlar. Adına iftira dediğimiz o söz tutsun-tutmasın, gerçeğin ortaya çıkmasından da utanmaz, arlanmazlar.
Çünkü öylesine pespaye bir durum almışlardır ki, sahtekârlıkları ortaya çıksın-çıkmasın onları ırgalamaz.
Buradan somut bir örneğe gelmek istiyorum.
Gaziemir, İzmir’e bağlı bir ilçedir. İlçenin Belediye Başkanı, ilçesindeki akıl bağlığıyla ilgili bir hastaları için bir lokantayla anlaşmış. Bir yıl boyunca lokantadan o hastalara verilmek üzere 55 bin liralık bir anlaşma yapmış. Ancak, Korona virüs salgını ortaya çıkınca, lokantacı işyerini kapatmak ve anlaştığı yemekleri de verememiş.
Belediye Meclis üyelerinden biri Belediye Başkanını, 55 bin liralık börek bedeli ödedi diye şikâyette bulunmuş.
Gaziemir Belediye Başkanının elinde yemek bedeli olarak iki fatura var, bedeli 4 bin lira. Başka bir yemek bedeli ödemesi yok. Bunları ortaya koymuş.
İşin içine siyaset sokmamak için, Belediye Başkanının partisini de, meclis üyesinin partisini de söylemedim. Çünkü amacım siyaset değil, bir gerçeği ortaya koymak.
Çoğumuzun yaşamında, verdiğim örnektekine benzer iftiralar olmuştur. O nedenle iftiraya uğramaktan çekinilir ve iftiraya yol açmayacak şekilde davranılır ama yine de iftiraya uğramaktan da kurtulamayız.
İftiraya uğrayandan çok, iftirayı atanları araştırın, kesinlikle yapısında, karakterinde bir bozukluk bulacaksınız.
Allah, herkesi iftiradan korusun. Başka ne diyelim.