Dostlarımı, anılarını yazmak için özendirmeye çalışırım. Her yaştan, her kültür seviyesinden, her meslekten dostlarım var.
“Bir elin nesi var, iki elin sesi var” atasözümüz bize birlik olmamızı, her anlamda ortaya bir düşünde koşmamızı ve bunlardan yararlanmamızı öğütlemektedir.
55 yıla varan gazetecilik yaşamımda, belirli bir eğitimden geçmemiş insanların, kimi sohbetlerde, hatta kimi tartışmalarda, kimsenin aklına çok mantıklı, çok isabetli görüşler ortaya attığını gördüm.
1940’lı yılların ilkokul kitaplarında adı geçen Bilgiç Dede’nin dediği gibi;” İnsan ne kadar bilse, yeni bilmediği şeyler kalır.”
Hiç kimse, “Ben her şeyi bilirim” dememeli. Hiç ummadığınız birisinin ileri sürdüğü görüş sizi hayrete düşürebilir.
Yazımızın başına dönecek olursak, dostlarımıza anılarını yazmalarını, yerel tarihin ortaya çıkması için söylüyorum.
Eğitimci bir dostumuz, anıları yazmak için söze nereden başlamak gerektiğini sormuştu.
Nerede ve hangi tarihte doğduğunu, nasıl bir ailede yetiştiğini, okula ne zaman başladığını, öğretmenlerini, başöğretmenlerini nasıl gördüğünü anlatmasını söylemiştim. Ayrıca; öğretmenlerinden nasıl yararlandığını, okuduğu yıllardaki halkın geçim kaynaklarını, giyimlerini, şivelerini, yanlışlarını, doğrularını, gelenek ve göreneklerini, yaşı ve sınıfları ilerledikçe hayata bakış açılarının nasıl değiştiğini, ilk öğretmenlik yılları anlatmasını öğütlemiş, hatta burada söylediklerimi yazılı olarak kendisine sunmuştum.
O hocamız, yıllardır uzak bir kentimizde yaşamaktadır. Anılarını yazma konusunda sözümü tutup tutmadığını bilmiyorum.
Birkaç gün önce, aile bireylerini (Babasını, annesini, eşini) tanıdığım emekli memur Hülya Aydın elime yeni yazdığı “Dedem Celal Üçüncü” adılı kitabını verdi.
İşte herkesten beklediğim, değerli Hülya Aydın’ın yaptığı çalışmadır. Bu çalışma kişisel bir anı değil ama Cumhuriyet dönemini Torul Belediye Başkanlarından ve 1922 ara seçimlerinde, merkezi hükümetin aksine, Zeki Kadirbeyoğlu’nun Gümüşhane Milletvekili adayı olmasını ve kazanmasını sağlayan nitelikli saygıdeğer bir zatı ortaya koymaktır.
Rahmetli Celal Üçüncü’nün torunu olan Hülya Aydın’ı dedesi için yazdığı, çeşitli resimlerle de renklendirdiği 95 sayfalık kitabı nedeniyle kutlarım.