Almanya’ya, Alman Yurttaşlarından ötürü Almanya diyoruz. Fransa’ya, İngiltere’ye, İtalya’ya orada yaşayan yurttaşlardan ötürü, o yurttaşların adıyla anıyoruz ülkelerini. Türkiye’ye de, kökenleri farklı da olsa topluca yaşayan yurttaşlardan ötürü Türkiye diyoruz.
Osmanlı İmparatorluğuna, devleti kuran Osman Bey’den ötürü Osmanlı İmparatorluğu dendi. Ancak, batılı ülkeler, Osmanlı İmparatorluğunu batırmak için 600 yıl uğraştılar. Sonunda, Allah’ın bir lütfu olarak, Mustafa Kemal diye bir kahraman çıktı, batılıların çökerttiği İmparatorluğun enkazı üzerinde, önce Türkiye Büyük Millet Meclisini kurdu. Sonra dağıtılan İmparatorluğunun askerlerini bir çatı altında topladı. Etnik kökenleri ne olursa olsun, bu topraklar üzerinde yaşayan tüm vatandaşlarla birlikte, canını dişine alarak Türk Kurtuluş savaşını başlattı. Osmanlı İmparatorluğunun tüm bölgeleri Avrupalılar tarafından paylaşılmıştı. Fatih Sultan Mehmet’in 29 Mayıs 1453 de aldığı İstanbul, 1919 da İngilizler tarafından işgal edilmişti. Bu durumu gören Mustafa Kemal ne demişti İngilizler için:
“Geldikleri gibi giderler” demişti.
Türk Kurtuluş Savaşı Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yönetiminde Türk Ulusunun zaferiyle sonuçlanınca, İsmet Paşa’nın Başkanlığında temsil edildiği, Avrupalıların İsviçre’nin Lozan kentinde yapılan toplantıda, çok çetin geçen uzun tartışmaların sonunda, Türk Ulusunun zaferi tescil edildi. İngilizler de, Fransızlar da, İtalyan ve Yunanlılar da işgal ettikleri topraklardan çekilip gittiler.
Mustafa Kemal ve arkadaşları, orduları dağıtılmış, her yanı harabeye çevrilmiş ülkeyi yeniden yeşertmek ve bağımsız bir ülke konumuna getirmek için, dış ülkelerden bir kuruş yardım almadan, ülkeyi ayağa kaldırdılar.
Çok değil, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının öncülüğünde, halkın da her türlü fedakârlığı katlanması sorucu, uygar ülkeler arasında hak ettiği yeri aldı.
Ne var ki, kurtuluşumuzun üzerinden geçen bir yüz yılı aşkın süre içinde ülkemizi yine rahat bırakmıyorlar. İçerden ve dışardan karıştırmaya çalışıyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkes, aklını başına devşirmeli, Türk Kurtuluş Savaşı günlerindeki gibi, birliğini, dirliğini bozmamak için, hıyanete yönelenlere fırsat vermemelidir.
Dönem, şuna, buna yaslanma, bölünme, parçalanma dönemi değil, dimdik ayakta durma dönemidir.