enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
9,8254
EURO
11,4802
ALTIN
566,85
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Karla Karışık Yağmur
9°C
Gümüşhane
9°C
Karla Karışık Yağmur
Salı Çok Bulutlu
12°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
18°C

Şehidimin Son Örtüsü Bayrağım-1

0
A+
A-

Kanın su olup aktığı o mübarek toprakları görmeden ölürsem gözüm açık gidecekti. “Ya Çanakkale’yi görmeden ruhum tenimden çıkıp giderse…” Uzun yıllar bu korkuyla yaşadım. Ülkeleri için, en kıymetli varlıkları olan canlarını, gözlerini kırpmadan veren Mehmetçiklerin, meleklerin omuzları üzerinde göklere yükseldikleri bu nurlu beldeyi görme, oralara nazar eyleme arzusu içimde bir çağlayan olup coştukça coşmuştu. Hissiyatım bunu yaşama isteğiyle bir kuş gibi çırpınıyordu göğüs kafesimde.

Gitmeliydim, Avustralya’dan Kanada’ya kadar yedi düvelin küçük bir kara parçası üzerinde mazlum bir devlete karşı gösterdiği acımasızlığı yerinde temaşa etmeliydim. Bu belki bir ömür boyunca girdiğim teorik tarih derslerinden çok daha tesirli ve kıymetliydi. Belki değil, kıymeti muhakkaktı bunun. Tarih yazıldığı ve yaşandığı coğrafyanın üzerinde öğrenilmeliydi ki tesiri yıllarca sürsün, belleğimizi çepeçevre kuşatsın.

Şanlı ve kahraman atalarımızın makamlarını ziyaret edip onlara şükran duygularımızı iletmek vefalı olmanın gereğiydi. Onlar ki Çanakkale’de, bir metrekareye altı bin kurşunun düştüğü kanlı coğrafyada korkmadan, yurtlarını yaban ellere kaptırmamak için göğüs göğse çarpışmışlardı. Henüz bıyıkları bile terlemeden dünyanın nimetlerini ellerinin tersiyle itip Allah’ın şehitlere dair vaadine itibar etmişlerdi.

Çanakkale’ye gitmeden gerçek kahramanlığın ne demek olduğunu anlayamazsınız. Metrekareye altı bin merminin, bazı yerlerde de metrekareye en az iki şehidin düştüğü, kahraman Mehmetçiğin ölüme gülerek gittiği, tarihimizin en şanlı savunmasının gerçekleştiği Çanakkale’de yaşanan destanı, Çanakkale kahramanlarının ibret dolu yaşamlarını, dünyaya verdikleri insanlık derslerini yerinde görmek lazımdı. Orada akan kanlarla boyandı bayrağımızın atlastan kumaşı… Tabir caizse Çanakkale bizim ikinci Kâbe’mizdir.

Şu anda onurlu öğretmenlik vazifesini ifa ettiğim koca bir eğitim çınarı hükmündeki Trabzon Lisesi, Çanakkale Savaşı’nın cereyan ettiği yılda mezun vermemişti. Peki, ne olmuştu da eğitim sekteye uğramıştı? Çanakkale nere, Trabzon nere… Trabzon’la Çanakkale’nin arsındaki mesafe 1365 km’yi geçiyor. Fakat gönül mesafe dinlemez. Çanakkale Savaşı ile Trabzon Lisesi’nin mezun vermemesinin nasıl bir bağlantısı olabilirdi?

Trabzon Lisesi’nin ve bunun gibi pek çok köklü eğitim öğretim kurumunun, henüz bıyıkları bile çıkmamış delikanlıları ana babalarını, yüreklerinde filizlenen aşklarını geride bırakarak yurt savunması için Çanakkale Cephesine akmışlardı. Onları bu cepheye götüren ne cebir, ne de korkuydu. Onlar içlerinde depreşen vatan aşkıyla ölümün soğuk kollarına atılmışlardı. Geri dönemeyeceklerini bile bile çetin ve dikenli bir yola revan olmuşlardı.

Hem Kurtuluş Savaşı’nın şanlı komutanı Atatürk ne demişti: Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi parlayacak ve tarih sayfalarına yine Türk adı ile yazılacaktır.” Ecdadımızı tarih sayfalarından tanımak ne kadar tesirli olabilirdi ki? Saman kâğıdı sayfalardan tarih bilinci kazanmayı umut etmek göğe merdiven dayayarak bulutları sağıp kuraklıktan boynunu büken başaklara can suyu vermek kadar beyhude bir hayaldi.

Bu hissiyat yoğunluğu içerisinde Trabzon’dan çıktım başım selamet… Gönül heybemde sadece Çanakkale vardı. Uzun yol çağırıyordu beni kendine. Karanlığın gözleri parlıyordu her dönemecin ardında. Zaman bir türlü geçmek bilmiyordu. Heyecan fırtınası sarmıştı dört bir yanımı. Bir gün, bir gecelik yolculuktan sonra gönlümün aktığı topraklardaydım. İçimdeki heyecan sağanağı yorgunluğumu unutturmuştu bana.

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Çanakkale’ye ilk adımımızı attık. Çanakkale girişindeki bir lokantada hafif bir kahvaltı yaptıktan sonra konaklayacağımız otele doğru hareket ettik. Kafile başkanı en az iki saat istirahat etmemiz gerektiğini söyledi. Bize ayrılan odalara çıkıp yorgunluğumuzu gidermeye çalıştık. Fakat ne mümkün… Gözlerime uyku girmiyordu. Yatakhanenin pencerelerinden etrafı seyre dalmıştım. Ne zaman gidecektik Mehmetçiğin yedi düvele kafa tuttuğu şanlı topraklara. Kafamı yastığa koysam da gözlerime uyku girmedi bir türlü… İki, saat iki asır gibi geldi bana. Çok şükür ki bu çileli dakikalar son buldu.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.