Gümüşhane, 1950’lere kadar içme suyunu kent içindeki bazı kaynaklarda, bazı çeşmelerden, o yollarda tertemiz akan Harşit çayından karşılıyordu. O yıllarda Harşit çayında kirlilik yoktu.
1960’lı yıllarda içme suyu projesi yapıldı. Eskibağlar Mahallesindeki kaynak suyunun önemli bir bölümünü belediye borularla alarak halkın kullanmasına sundu. Nüfus arttıkça içme suyu ihtiyacı da arttı. Bu kez çayın yakınlarında açılan kuyulardan, su depolarına (elektrik gücüyle) basıldı.
Yine yetmedi. Bu kez başka kaynak suları araştırıldı. Sonuç alınamadı.
Devlet Su İşlerinde Bölge Müdür Yardımcısı ve daha sonraki yıllarda DSİ Bölge Müdürlüğü yapan değerli dostumuz Azmi Çoraklı ile Kermut deresine gitmiştik. Sanırım Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay diş doktoru Çetin Işık ve daha başka arkadaşlar da vardı.
Kermut Deresi suyundan yararlanmak istiyorduk. Azmi Çoraklı; “ Dere yatağının geçirgenliğinin olup olmadığı ve suyun kaynağının sürekli akıp akmayacağı hesap edilmeli” demişti O günlerde de bu konu gündeme gelmişti.
Daha sonra Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü, belediyemizin de takibi sonucu Kermut Deresi suyunu Bahçecik köyü sınırları içinde kalan bir alanda yapılacak barajda toplanmasını ve Gümüşhane’nin içme suyunun bu barajdan sağlanmasını kararlaştırdı. Baraj da yapıldı ama barajda yeteri kadar su toplanmadı.
Belli ki, bu konuda bilimsel bir araştırma yapılmadı. Daha sonra Aktutan Köyü deresinin suyundan yararlanmak istendi. Ancak Aktutan deresi ile Kermut deresi arasında bir engel vardı. Bu engelin (Dağın delinerek) borularla suyun geçirilmesi planlandı. Bu plan da gerçekleşirse istenen sonuca ulaşılabilecek mi? Onu da bilemiyoruz.
Sonuç, kış aylarında yağacak kara mı bağlanacak?
Biz Gümüşhane’nin içme suyu ile uğraşırken, başkaları Gümüşhane’nin sınırları içindeki göllerden borularla kaş-göz arasında suları aldı götürdüler.
Biz kent olarak uyuduk.
Uykuya mı devam edeceğiz, yoksa uyanacak ve bilimsel metotlarla Gümüşhane’nin içme suyu gereksinimini karşılayabilecek miyiz?
Bekleyip göreceğiz.