enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Güler Misin, Ağlar Mısın?

24.09.2026 15:25
0
A+
A-

Bir futbolcu bir taşa oturur.

Sonra o futbolcu bir maçta yıldızlaşır.

Ardından insanlar, onun oturduğu taşı görmeye gider.

Yetmez…

Taşın bulunduğu yere, hem de Trabzon Büyükşehir Belediyesi resmi yetkilileri tarafından bir bank konulur.

Bir de tabela asılır:

“Salah Yaylası.”

Şimdi insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Güler misin, ağlar mısın?

Gümüşhane’nin Kurtdere Yaylası’nda Muhammed Salah’ın maç öncesinde oturduğu taştan söz ediyoruz.

Salah o taşa oturduğunda taş yine aynı taştı. Yıllardır orada duran, belki yüzlerce insanın yanından geçtiği, kimsenin özel bir anlam yüklemediği sıradan bir taş…

Sonra Salah sahada yıldızlaştı.

Taş değişmedi. Taşın anlamı değişti.

Peki insan neden bir futbolcunun oturduğu taşı merak eder?

Elbette bunun içinde hayranlık vardır. Merak vardır. Sosyal medyanın etkisi vardır. İnsanların sevdiği bir futbolcunun iz bıraktığı yeri görmek istemesi anlaşılabilir.

Fakat meseleye biraz daha derinden bakınca başka bir soru ortaya çıkıyor:

Kendi hayatımızda, kendi tarihimizde ve kendi toprağımızda anlam verecek yeterince şey bulamıyor muyuz?

Çünkü insan anlam arayan bir varlıktır.

Bir yere, bir hatıraya, bir değere bağlanmak ister.

Geçmişte bu bağın kaynakları daha çok aile, mahalle, memleket, tarih, kültür ve inançtı. İnsan doğduğu toprağın hikâyesini bilir, büyüklerinin izlerini tanır, yaşadığı coğrafyanın değerlerini sahiplenirdi.

Bugün ise bu bağların giderek zayıfladığını görüyoruz.

Kendi tarihimizden habersizleşirken, başkasının şöhretinin dokunduğu sıradan bir nesne bir anda anlam kazanabiliyor.

Gümüşhane bunun için oldukça çarpıcı bir örnek.

Bu topraklarda şehitlikler var.

Kaleler var.

Tarihî yapılar var.

Yüzyıllardır anlatılmayı bekleyen hikâyeler var.

Ama çoğunun önünden geçerken dönüp bakmıyoruz.

Bir futbolcunun birkaç dakika oturduğu taşı ise merak ediyoruz.

İşte insanı düşündüren taraf tam da burası.

Ve sonra iş daha da ilginç bir hâl alıyor.

Yer Gümüşhane.

Fakat Trabzon Büyükşehir Belediyesinin resmi yetkilileri gelip buraya “Trabzon Büyükşehir Belediyesi” yazılı bank koyuyor ve “Salah Yaylası” tabelasını asıyor.

İşte bu daha da trajikomik.

Gümüşhane toprağındaki bir yerin, başka bir şehrin belediyesi tarafından, bir futbolcunun şöhreti üzerinden isimlendirilmesi ve sahiplenilmesi karşısında insanın sorması gerekiyor:

Trabzon Belediyesi Gümüşhane topraklarına nasıl müdahale edebiliyor?

Gümüşhane’nin yetkilileri nerde?

Bu trajikomik olay devlet yetkilileri tarafından nasıl daha da büyütülüyor?

Salah her gün Trabzon’da yaşıyor. O zaman gittiği lokantaların, yattığı otelin ya da oturduğu semtin adını da “Salah Lokantası-Oteli-Mahallesi” yapın.

Kendi değerlerimizin kıymetini başkalarının şöhreti üzerinden ölçmek ne kadar doğru?

Devlet ciddiyeti nerede?

Bir futbolcunun oturduğu taşı ziyaret ettiğimiz için mi gülelim?

Yoksa kendi tarihimizdeki nice değerin, nice hatıranın ve nice büyük hikâyenin yanından habersizce geçtiğimiz için mi ağlayalım?

Belki de mesele ne Salah ne de o taş.

Mesele, bizim neye değer verdiğimiz.

Çünkü Salah o taşa değer vermedi.

Sadece pozunu verdi.

Üstelik Salah, inançlı bir insan. Böyle putlaştırılacağını bilse o pozu da vermezdi.

Bir sporcuyu hayranlıkla takip etmek anlaşılır.

Ama sıradan bir taşı, sırf ünlü biri ona dokundu diye neredeyse kutsal bir hatıraya dönüştürmek, değer ölçülerimiz üzerine ciddi ciddi düşünmemizi gerektirir.

Çünkü insanın anlam arayışı bitmez.

Ama insan, anlamı yanlış yerde aramaya başladığında kendi değerlerini de görünmez hâle getirebilir.

Bir taşın değerini bile başkasının şöhretinden alır hâle gelmişsek, kaybettiğimiz şey taş değil; kendi değer ölçümüzdür.

Bir futbolcunun oturduğu taşı bile putlaştıracak kadar değerlerimizi yitirdik mi?

İşte bu yüzden…

Güler misin, ağlar mısın?

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.