Çiftçilik yapanlar, köylerde yaşayanlar bilirler. Hayvanları olan, ama hem ahırı hem de bakacak kimsesi olmayanlar, özellikle kış aylarına girerken hayvanlarını baktırmak için bir yakınına bırakır. Masraflarını da karşılar. Kışla Malı, kışın başkalarına bırakılan havanlar için kullanılır.
Amcazadelerimizden Muzaffer Tuğlu İstanbul’a gider. Amcasının oğlu Nevzat Tuğlu’ya misafir olur. Akşam yemeği hazırlanmaktadır. Ancak, ev sahibi Nevzat Beyin rahatsızlığı nedeniyle her yemeği yiyemez. Onun perhizine uygun yiyecekler önceden getirilip önüne konur. Nevzat Bey perhiz yemeğini yerken, Muzaffer Tuğlu’ da bakar. Yengesi (Nevzat Beyin annesi):
“Muzaffer, sen niye yemiyorsun?” diye sorar.
Muzaffer de; “Ben kışla malıyım. Önce, ev sahipleri kendi mallarını yedirecek ki, bize de sıra gele” der. Sonra da Kışla malının ne olduğunu açıklar:
Muzaffer Tuğlu der ki: Kışın hayvanlarını bakamayanlar, kışlatmak için bir başkasına verir. Ahır sahibi ot sırtında ahıra girince tüm hayvanlar bakar ama adam, önce kendi hayvanlarının otunu verir, sonra kışlanması için bırakılan hayvanların otunu verir. Ben de sıramı bekliyorum. Önce, evin adamı yesin ki bana da sıra gele” der.
Hayvanlara ot verme, yemlenme anlamına gelir. İnsanlar da öğledir. Kimden yardım görürse, önce yardım gördüğünü ön planda tutar. Başkaları (Kim olursa olsun)ikinci, üçüncü sırada gelir. O başkalarının ülke için, insanlık için, daha yararlı olması, daha kültürlü, daha nitelikli olması önemli değildir. Önemli olan yemlendiği kimselerden yana tavır almaktır.
Hal bu ki, ilimizin, bölgemizin, giderek ülkemizin, kişisel çıkarları doğrultusunda başkalarını yemleyenlerden çok, yetenekli insanlara ihtiyacı vardır.
Bir düşünür; “Bin insandan biri, bizi bir kardeşten daha yakın tutacaktır. Onu yirmi yıl arasak da boşuna sayılmaz” der.
Ama biz, yetenekli, dürüst, ülkesini ve milletini sevenlerden çok, yemleyenleri arıyoruz.
Bir kişi, hep kendi nefislerini ön planda tutan bir kuruluşun başına geçmişti. Gördüğü aksaklıklardan çok rahatsız olacak ki, söylenenlerin bir başkasına taşınmasından kuşku duymadığı için sıkıntısı bana açtı.
Ben de kendisine, “O kuruluşu tanımadan önce başına geçmemeliydin. Şimdi yapılacak fazla bir şey yok. Eldeki malzeme ne ise onunla yetineceksin.” Dedim.
Konuya Kışla Malı ile başladık. Konu buralara geldi. Yazılarımızda çok zaman böğle oluyor. Yazının başlığına dönerek devam etmekte sözü uzatıyor. Bu kadarla yetinelim.