Kuşakkaya Gazetesini kurduğumuz günlerdi. Amcazademiz Zeki Tuğlu’yu sorumlu müdür yapmıştık. Gazete sahibi ilk kez oluyordum ama gazetecilik bana pek de yabancı sayılmazdı. Yerel gazetelerde, bazı dergilerde yazılarım ve haberlerim çıkıyordu. Dostumuz, ağabeyimiz avukat, şair Nurettin Özdemir 1953-54 yıllarında KELKİT adlı bir gazete çıkarmıştı. Bana da, birlikte bir gazete çıkaralım demişti. Gazete çıkarma düşüncesini rahmetli Özdemir koymuştu aklıma. O tarihlerden 13 sene gerçekleşti gazeteciliğimiz. Sorumlu Müdürümüz Ziraat Mütehassısı Zeki Tuğlu, bazı konularda dikkatimi çekti ve “Suya sabuna dokunma” diye tamamladı öğütlerini.
Suya sabuna dokunma, bir deyimdir. Anlamı su ile sabun ile ilgili değildir. Yasal çizginin dışına çıkma, toplumun ve kişilerin kurumsal ve kişisel haklarına dokunma demektir.
Kişilik olarak, doğuştan gelen bir yapı olarak, kişileri ve kurumları hedef tahtasına koymak gibi bir isteğim hiç olmamıştır.
Gençlik yıllarımızda, söylemek istediklerimi, açıkça ortaya koyamamaktan kaynaklanan bazı acemiliklerimiz olmadı değil. Hiz hüküm giymedik ama zaman zaman ifade verdik.
Yanılmıyorsam, sansür yasası 1909 yılında biraz gevşetilmişti. O yıllarda, “Saray burnu” demek bile suç sayılabiliyordu, birisinin burnunu ima ediyorsun diye.
Günümüzde de gazetelerde, dergilerde yazı yazmak, sosyal medyayı kullanmak konusunda çok daha olduğumuz söylenemez.
Ne var ki, yasal çizgileri aşmadan söylemek istediğimiz elbette söylüyor ve yazıyoruz. Yani, suya sabuna dokunmadan da diyeceklerimizi diyebiliyoruz.
Tek yanlı eleştiriler kimi kez başımıza dert açabilir. Eskilerin “Tenkit” dedikleri eleştiri; ele aldığımız konu iste kişi olsun, ister kurum olsun, ister bir olay olsun, iyi ve iyi olmayan yanlarını ortaya koymak, bir başka ifadeyle değerlendirmek demektir.
Edepli bir dil kullanıyorsanız, şu, şu yanlarınız doğru, şu, şu yanlarınız yanlış demek niye suç olsun?
Önemli olan, konuları iyi niyetle ele almaktır.
Biz de öyle yapıyoruz, bir zarar gördüğümüz de yok. Amcazademiz Zeki Tuğlu hayatta olsaydı, suya, sabuna dokunmadığımızı söylerdik.