Atatürk’ün dünyasını değiştiği 10 Kasımdan bu yana 85 yıl geçti. Bu 85 yıl içinde Atatürk ne gönüllerden silindi, ne de tarihten.
Fani olan yalnızca gövde, yaşayan ise fani olanın dünya durdukça yaşamasını sağlayan eserleridir.
Atatürk’ün, Osmanlı İmparatorluğunun külleri üzerinde nasıl bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurduğunu (karşı çıkanları da içine alan) herkes biliyor.
Batılıların, önce ekonomik yönden çökerttikleri İmparatorluğun elinde ne düzenli bir ordusu, ne ekonomiyi ayakta tutacak kaynakları bırakılmıştı.
Büyük insanlar, çok zor koşullar altında ortaya çıkar.
İngiltere’nin Lozan’daki temsilcisi Başbakan Lord Gürzon, hem Çanakkale’de, hem de Kurtuluş savaşında yenilgilerinin mazereti olarak; “Dünyada, her yüz yılda bir büyük bir devlet adamı ortaya çıkar, ne yaparsınız ki, o da (Atatürk’ü kastederek) Türklere nasip oldu” demişti.
Atatürk’ün büyüklüğünü bütün dünya takdir ediyor, tarihler yazıyor ama içimizde inkâra kalkışanlar var.
Atatürk, hayatta iken, kendini dünyaya kabul ettirmiş tarihlere altın harflerle yazdırmıştı. O büyüklükten aradan geçen 100 yıl içinde hiçbir şey eksilmedi.
Atatürk’ün hedefi hep; “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” kuşaklar yetiştirmekti. Kendi döneminde öğle de oldu. Bugün, fikri, vicdanı, irfanı hür insanların varlığından rahatsız olanlar büyük bir yanılgı içindedir.
İnsanların hayatı, devletlerin, devletin de ötesinde tarihlerin hayatı gibi uzun değildir. Ama eserler ortada oldukları sürece, insanların yanılgıları da meydana çıkacak, en azından yeni kuşaklar, gerçekleri tarihten öğreneceklerdir.
Atatürk, sadece kalıcı eserler ortaya koymakla yetinmedi, kendisinden sonra ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenenlere bilimsel yolu da gösterdi.
Cumhuriyetimizin 10. Yılında (1933’de) “Türk Milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir” diyerek bu yolun izlenmesini önermiştir.
Atatürk’ün aramızdan ayrıldığı tarihten bu yana 85 yıl geçti ama bilimden nasibini alanların gönlünde yaşamaktadır ve yaşamaya devam edecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmamalıdır.