Günümüzden 29 yıl önce (25 Temmuz 1995) Gümüşhane Baro Başkanı Ali Günday, taa.. Osmaniye’den kalkıp gelen bir cani tarafından tabancayla vurarak öldürüldü.
İnançlı, geleneklerine bağlı bir gençti Ali Günday. Öldürülmesini gerektiren hiçbir yasal suçu yoktu.
O günkü avukatlık yasasının gereğini yerine getirmekten başka bir kusur da işlememişti.
Kendi hemşerilerimizden birkaç akılsız, Günday’ın, başörtülü avukat hanımlar için Kelkit ve Şiranlı meslektaşlarına yazmak zorunda olduğu resmi bir yazıyı tersine çevirerek, ulusal gazetelere hatta televizyonlara haber vererek, olayı Türkiye Büyük Millet Meclisine kadar ileterek Günday’ın öldürülmesine zemin hazırladılar.
Günday’ın vücudunu ortadan kaldırdılar ama düşüncelerini, hayat boyu fikirleriyle yaşamasını ortadan kaldıramadılar.
Bakın, aradan 29 yıl geçmesine karşın, biz Ali Günday’ı konu yapıyoruz, yazıyoruz, anıyoruz. Ama ne onu öldüren katilin adı kimsenin aklında ne de olayları büyüterek, gereğinden saptırarak yayanların adı kalacak toplumun belleğinde.
Büyük Atatürk de öğle demiyor muydu?
“Benim fani vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ebediyen payidar kalacaktır”
Atatürk Cumhuriyet için bu sözü söylemişti. Biz de Genç yaşta katledilen değerli insan Ali Günday’ın fani vücudunun değil de, düşüncelerinin, fikirlerinin, edep ve ahlakının ayakta kaldığını aktarıyoruz bu kadar yıl sonra.
İyilikler de, o iyilikleri yapan ya da iyiliklere ışık tutan insanlar kalacak, kötülükler ve kötülükleri yapanlar unutulacak ya da lanetle anılmaya dev am edecektir.
Dünyanın kuruluşundan bugüne kadar, tarih hayırları da, hıyanetleri de, sonsuza dek yeni kuşaklara aktarmaya devam etmektedir..
Ali Günday’ı katledilişinin 29. yıldönümünde hayırla yad ederken, onu öldüren caniyi ve onun öldürmesine zemin hazırlayanları da lanetle bir kez daha lanetliyoruz.