Gümüşhane insanı, 1950’lerden bu yana eğitim-öğretime önem vermiştir. O yıllarda geçim kaynakları olarak meyvecilik önemli yer tutardı. Gümüşhane Elması (Özellikle de göbek elması) ülke genelinde ün salmıştı.
Nüfus köylerde v e kentlerde arttıkça meyve bahçelerinin yerine arsalar, binalar aldı. Meyvecilik de artık geçim kaynağı olmaktan çıktı.
Gümüşhaneli çocuklar, gençler ne yapacaktı?
Okuyacaklardı. Başka çare yoktu. İnsanlar sadece geçim kaynaklarına ulaşmak için okumazlar. Ama Gümüşhane insanının başka çaresi yoktu, okuyacaktı. Okudu da,
Gümüşhaneliler eğitim-öğretimde fazla fire vermediler. Diğer ilçelerimizde (Kelkit, Şiran, Köse)geçim kaynağı tarımdı. Çünkü ekilebilir, sulanabilir arazileri vardı. Bu üç ilçemiz için eğitim-öğretim ikinci planda geliyordu.
Buralarda adamın iki oğlu varsa, birini okutuyor, diğerini tarımda çalıştırıyordu.
Gümüşhane’de, Torul da, Kürtün de tarım arazileri yok denecek kadar azdı.
Gümüşhane Merkez ilçe halkı da okumaya önem verdi.
Gümüşhane’de günümüzde bile fabrikalar yok, atölyeler yok, açıkçası çalışma ortamı yok. Ticaret te sınırlı.
Eğitim-öğretim Gümüşhane için günümüzde de birinci önceliğimizdir.
Anne babalar da eğitim-öğretimin önemini kavramış durumda. Çocuğunun hangi okulda, hangi sınıfta olduğunu bilmeyen veli kalmadı gibi.
Kelkit ilçemizde ortaokula gittiğimiz yıllarda (1950 de önce) Kaynak olarak ne başvuracağımız bir kütüphane vardı ne de yeteri kadar eğitim almış insanlar vardı. Artık Gümüşhane Merkez ilçede de diğer ilçelerde de, kütüphaneler de var, okumuş insanlar da.
1950lerden buyana teknoloji değişti ve gelişti. Şimdi gençler ellerindeki akıllı telefonlarla da istedikleri bilgiye ulaşıyorlar.
Deneyimli öğretmen ve yöneticilerimiz olduğu sürece, eğitim-öğretimden beklenen verimi alabiliriz.
Ortaokul öğrencisi olduğumuz yıllarda Matematik derslerine giren İbrahim Gürgâni, öğrencilerin genellikle matematikten zayıf olduğunu gördü. Durumu iyi olan yedi öğrenci belirledi. Diğer öğrencileri onların yönetimine verdi ve grupları birbiriyle yarıştırdı. Kısa zamanda öğrenciler matematikten belli bir seviyeye ulaştı.
Orta dereceli okullar Üniversiteler gibi değildir. Üniversitelerde öğretim üyeleri gelir, derslerini verir çeker giderler. Öğrencilerle tek tek ilgilenmezler.
Orta dereceli okullarda bu olmaz. Öğretmenler sınıfın tamamına yakınını yeteri kadar yetiştirmekle yükümlüdürler. Artık sınıflarımız 1940’larda, 50’lerde olduğu gibi sınıflar 70’şerli 80’erlerli değil. Öğretmenler tüm çocukları teker teker tanıyabilir.
Öğretmenler kadar olmasa da, ona yakın bir şekilde veliler de çocuklarını eğitim öğretimiyle yakından ilgilenmek, okul yönetimleri ve öğretmenleriyle irtibat kurmak durumundalar. Gümüşhane için eğitim öğretim hala ön plandadır.
Gümüşhane liselerinden mezun olan öğrencilerin çoğunlukla Türkiye’nin en iyi üniversitelerini
kazandıklarını görmek istiyoruz.
Sanırım değerli eğitimcilerimizin de bu konuda bize hak vereceklerinden eminiz.