Kiralar uçtu bu ülkede.
20 milyondan çok hane var Türkiye’de. Sanırım, hanelerin yarısı kadarı ev sahibi değil.
Ne demek bu?
İki haneden biri kirada oturuyor demek. Kirada oturanların yarısından çoğu, bırakın kira ödemeği, evini geçindirecek geliri yok.
Kirayı nasıl ödeyecek?
Avrupa ülkelerinin bizi kıskandığını söylüyorlar. Avrupa da, kirasını ödeyemeyenlere kira yapıldığını öğreniyoruz.
Maaşlı çalışanların aylık gelirleri 5 bin lira ile on bin lira arasındadır. 10 bin liranın üstünde maaş alanlar da var ama sayıları sınırlı.
Emeklilerin aldığı emekli aylıkları da ortalama 5 bin liranın altında.
5 bin liranın altında olanlar ve biraz üstünde olanlar 5 bin ve daha yukarıdan olan kiraları nasıl ödeyecekler?
Ya devlet, kiralara bir sınır getirecek ya da bizi kıskanan Avrupalılar gibi kiralarını ödeyemeyenlere kira yardımı yapacak.
Bunun üçüncü bir yolu var mı?
Kira yardımını yapılsa da, yapılmasa da, kiralar için bir sınır koyma, evlerin standartlarına, büyüklük-küçüklüklerine bağlı olarak bir ücret belirleme çare gibi duruyor.
Çok değil, iki yıl önce evini 2 bin liraya kiraya veren bir ev sahibi, iki yıl sonra aynı evinin kirasını 8 bin liraya nasıl çıkarır?
Evlerini icara verenlerin insafları ortadan kalkmışsa, yasalar nerede, devlet nerede?
Bu konuyu, serbest piyasa ekonomisine bağlayıp kenara çekilmek mümkün mü?
Haberi gazetelerden okudum. 3 milyon 200 bin hane sahibi kirasını ödeyemiyormuş!
Bazı evlerde de çok sayıda kişi oturuyormuş.
Aciz kalan insan, elbette bir çare bulacak. Bu çare, evi başkalarıyla ortaklaşa kullanmak ya da, “Canımdan başka bir şeyim yok” demek. Her ev sahibi, kirasını ödeyemeyenlerin canını mı alacak?
Kira konusu, üzerinde durulması gereken bir konudur. Kiralayanla, ev sahiplerini karşı karşıya bırakmak, kargaşa yaratmaktan farksızdır.
Devlette kargaşanın tarafı olmak istemez.
Öyle ise, çare…