enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Dünyanın Sınanma ve İmtihan Yeri Olduğunu Bilerek Yaşamak

05.12.2024 12:35
0
A+
A-

Sınanmak için yaratılan biz kullar, dünya denen durakta ebediyet arabasını bekliyoruz. O gelecek, uzun ve çileli yolculuğumuza çıkacağız. Bu yolculuk herkes için çileli değil elbette… Yolculuğa çıkmadan evvel gerekli hazırlıklarını yaptıysan yolda sıkıntı çekmezsin. Yanına azık aldıysan açlıktan, su aldıysan susuzluktan korkmazsın. Bu uzun ebediyet yolculuğunda yanımıza alacağımız azık amellerimizdir. Onların varlığıyla yolculuğumuz keyfe, yokluğuyla da işkenceye dönüşecektir. Bunu bilerek sonsuzluğa giden yola çıkmalıyız.

Dünyanın maddi varlığı elbette ki bu dünyada kalır. Yanımızda götürebileceğimiz şeyler sadece iyiliklerimizdir. Onların miktarıyla layığımızı bulacağız. Bununla beraber, şairin deyimiyle dünyada bırakacağımız ‘hoş bir seda’dan başka bir şey değildir. Fani hayattan koptuktan sonra, iyi anılabiliyorsak bu bize yeter. Geride bıraktığımız hayırlı eserler ve hayırlı evlatlar amellerin devamını sağlar. Bunlar varsa hep yaşarsın, bunlar yoksa amellerin kesilir.

Dünyanın sınanma ve imtihan yeri olduğunu küçük büyük hepimiz biliyoruz. Çünkü hayatta Allah tarafından her saniye imtihan ediliyoruz. Oturuşumuz, yatışımız ve kalkışımız hep imtihan dairesi içerisinde geçiyor. Kulun imtihansız anı yoktur. Onun için şeytanın fitne, fesat ve tuzakları karşısında daima teyakkuzda olmak mecburiyetindeyiz. Yüce Rabbimiz imtihanda bulunduğumuzu bize açık seçik bildirerek bunun farkında olmamızı istiyor:

“Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: ‘Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O’na dönücüleriz.’ Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.” (Bakara, 155-157)

Bu yalancı dünyaya ne ağalar, ne paşalar, ne zenginler, ne makam mevki sahipleri geldi. Neticede hepsi de fani ömürlerini tamamlayıp göçtüler. Çoğunun isimleri unutuldu, nesilleri kesildi, bir fatiha okuyacak kimseleri bile kalmadı. Malları, makamları ve asaletleri onlara bir şey kazandırmadı. İmtihan olduğunu idrak eden, bu şuurla yaşayan insanlar fani ömürle ebediyet âlemini kazandılar. Onlar ne kadar kârlı ve bahtiyar insanlardır. Ne kadar yaşarsak yaşayalım, günün birinde emaneti sahibine teslim edeceğiz. Bu gerçeği Rabbimiz bize açık seçik bir biçimde onlarca ayette bildiriyor: “Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Biz’e döndürüleceksiniz.” (Enbiya, 35)

Biz hakkıyla ve layıkıyla bilemezsek de ölümün de, hayatın da hikmetleri vardır. Hiçbiri gereksiz değildir. Zira iyilerle kötüler  ancak hayat sayesinde anlaşılabiliyor. Dünyaya gönderilen insanlara belli bir mühlet veriliyor. Kişi, iradesini kullanarak safını belli ediyor ve o minval üzere yaşıyor. Nasıl yaşıyorsa öyle de ölüyor ve ona göre muamele görüyor. Rabbimiz “O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.”(Mülk s. 2) buyurarak hayatın ve ölümün hikmetine atıfta bulunuyor.

Sınırlı bir zaman kalacağımız bu dünyayı bir misafirhane olarak görmeliyiz; zira burada sadece geçici bir süre konaklayacağız. Ömür sermayemizi, ahiret yurdunda huzur bulacağımız bir yatırım için harcamalıyız. Aksi takdirde bütün sermayesini kaybetmiş bahtsız tüccara döneriz. Kadın, çocuk ve para bu yolda önümüze çıkan tuzaklardır. Akıllı mümin bu tuzaklara düşmemek için adımını denk atar. Yüce Allah bu hususta da uyarıyor bizleri:

“Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet, insanlara süslü ve çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır. De ki: Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Al-i İmran, 14-15)

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.