Covid 19 salgınından bu yana, sağlık personeliyle ilgili 5-6 yazı yazdım bu sütunlarda.
İki yıla yakın bir süreden beri hiçbir iyileşme olmadı
Korona Virüs hastalığı sağlıkçılar için “Meslek Hastalığı” statüsüne bile alınmadı.
Pratisyen bir doktora, bir aile hekimine verilen 6 bin lira, bir uzman hekime verilen 7-8 bin lira maaşla görev de tutmanız kolay değildir.
Son 15-20 yıl içinde özel hastane sayısında artışlar oldu. Özel hastaneler, devletin verdiği maaştan fazlasını veriyor ama seçip alıyor ve sağlıkçılar da aldıkları maaşı hak ede ek ölçüde çalışıyor. Çünkü uygulanan sistem de çok çalışmalarını, daha doğrusu verimli çalışmalarını gerektiriyor. Devlette, çok çalışanla çalışmayan arasında bir fark gözetilmiyor.
Devlette çalışan sağlık personelinin huzur içinde çalışmaları bile sağlanamıyor.
Hemen her gün, ülkemizin bir yerinde, kimi hasta yakınlarının, hatta hastaların sağlık personeline saldırdıklarını öğreniyoruz.
Sonra ne oluyor?
Güvenlik görevlileri geliyor, saldırganları alıp götürüyor, ifadelerinin alınmasının ardında serbest bırakılıyor. Saldırganlar bir gün bile nezarette tutulmuyor.
Ceza yasalarımız böyle düzenlenmiş her halde.
Bu koşullar altında, sağlık personelini görevinde nasıl tutacaksınız?
Fırsatını bulan yurt dışına, bulamayan özel hastanelere kayacak.
Çünkü sağlık personeline verilen ücretler yetersiz, güvenlikleri de sağlanamıyor.
Bu nedenle, doktorların yurt dışına gittikleri haberleri yayılıyor.
Hiç kimse, kendi topraklarını, yurtlarını, ülkesini, sağlıkçılardan daha çok sevdiğini ileri sürmemeli.
Yalnız sağlık personeli değil gençlerin yarıdan fazlasını gözünü batıyı ülkelere dikmiş durumda. Kendi ülkelerinde, daha doğrusu ülkemizde geleceklerini garantiye alabilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri ve daha ileriye gidebilecekleri bir ortam göremiyorlar
Doktorlar ve liseyi ya da üniversiteyi yeni bitiren gençler başka ne yapabilirler? Onları yerlerinde tutabilecek bir görüş ortaya atan yok.
Doktorlar ve gençler gözlerini kestirdikleri batılı ülkelerde aradıklarını bulabilecekler mi? Orası da belli değil.
Besbelli, “Hele bir gidelim, ne olursa olsun” diyorlar.
Sayın Turan Tuğlu ağabeyimiz, çok haklı ama bir oranda da çok üzücü bir alana parmak bastı… Gerçekten de tıp alanında emek verenlerin ekonomik koşullarını düzeltmek, iyileştirmek gerekli. Aksi halde nitelikli hekimlerimiz, ülkeyi terketmek gibi, istenmeyen bir durumla karşı karşıya kalacaklardır….
Turan abimize saygılarımı sunuyor ve sağlıklar diliyorum..