Devletçilik; ağır sanayi, tarım ve diğer bazı alanların, toplum yararına devlet eliyle yürütülmesidir.
Yıkılmış. Viran olmuş bu topraklar üzerinde Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından,, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve sonradan Cumhuriyet Halk Partisine dönüşen Halk Fırkasının kuruluşunda 6 ilke belirlenmişti. Bu ilkelerden biri de Devletçilik’ ti.
1920’lerde özel girişimciler yok denecek kadar azdı. Devlet, hem özel girişimcileri özendirmek, hem de fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bez fabrikaları, ayakkabı fabrikası, Şişe cam fabrikası, şeker fabrikaları gibi, daha pek çok fabrikalar kurdu.
Şimdi, devlet şunu satar mı, bunu satar mı gibi laflar edenler çıkıyor. Şartlar gerektiğinde devlet yine her şeyi satabilir.
Bu iktidar, bir sene önce, piyasada bulunmuyor diye soğan, patates satmadı mı?
Şu anda, devlet, PTT eliyle ay çiçeği yağı satmıyor mu?
Yanlış yapıyor diyemem.
Bugün bile bazı kurumların devletin elinde kalması gerekiyor. Örnek vermek gerekirse; Devlet Hava Yolları, Devlet Demir yolları, limanlar ve daha birçok kuruluşlar devlet eliyle işletmelidir.
Şimdi dost olduğumuz ülkelerin, yarın bize karşı zarar vermeyeceğini kim garanti edebilir?
Yer altı kaynaklarımızı (Altın, gümüş, bakır vb) yabancı işletmeciler değil, devlet işletmelidir. Çünkü yabancının bu ülkeye zarar verip vermeyeceği umurunda mı?
Tarım alanlarımız, yeşil bitki örtüsü, ormanlarımız birer birer elimizden çıkıyor. Şimdiden gerekli önlemleri almazsak, ülkemiz yarım yüz yıla varmaz, çölleşmeğe başlayabilir. Bu konuda ne yerlilerin ülkeye zarar vermesine göz yumulmalı ne de yabancıların.
Devletçilik ilkesi hala geçerliliğini koruyor. Kimi kez ülkeyi yönetenlerin de, ormanlarımızı, yeşil bitki örtümüzün, akarsularımızın korunması konusunda beklenen titizliğini görüyoruz.
Şimdi, bazı illerimizde, yüz yıllardan beri, halkımız tarafından kullanılan yaylaların imara açılacağına dair haberler çıkıyor gazetelerde.
Yazık oluyor bu ülkeye. Bir yerlerden üç-beş lira gelecek diye ülkeyi tahrip etmemeli. Bu konuda, yalnız yaşayanlara değil, gelecek kuşaklara da haksızlık etmiyor muyuz?
Gelecek kuşaklar,” Bize böyle bir ülke mi bıraktı büyüklerimiz, yöneticilerimiz” demeyecek mi?
Ülkemize zarar veriyoruz. Konuyu devletçilikten açtık. Devletçilik, ülkeyi korumak, ülke insanına yararlı olmak için konulmuş bir ilkedir. 1920’ler de konulan ilkelerin hiç biri yabana atılır ilkeler değildir.
Hiç olmazsa, bundan sonrasını düşünerek hareket edilmelidir.