Mahalle kavgalarında, birkaç kişi, bir kişinin üzerine çullanmak isterse, dövülmek istenen o kişi der ki; “Delikanlıysanız teker teker gelin!”
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, İsrail’in ağzına bakarak, İran’a çullandı. Arap ülkelerinin tamamına yakını, İsrail’den korkarak, Amerika’dan çekinerek, güçlülerden yana tavır almak istedi. Başkan Trump, Avrupa ülkelerinin tümünü, İran’a birlikte vurmaya davet etti.
Hani, Amerika, her bakımdan dünyanın en güçlü süper bir ülkesiydi? Bu gücünü ileri sürerek, hangi ülkede petrol ya da yeraltı başka zenginlikler varsa, o ülkeyi, ülkesine katmak istiyordu.
Niye?
Hem Amerika’nın hem de kendisinin gücüne güç katmak için.
Bunu neden yapıyordu?
İktidarda kalmak için.
Bu nedenle, başlangıçta, İran’a 4 günlük bir süre biçiyordu. Dört günde İran’ın tüm varlıklarını ortadan kaldıracak ve artık İran’ı kıpırdayamaz konumuna getirecekti.
Sonra ne olacaktı?
Sonra, İran’ da molla rejimi yıkılacak, Amerika’nın her dediğini yerine getirecek kukla bir devlet kurulacaktı. Orta Doğu’yu dizayn etmek için görevlendirdiği bir aklı evvel de Türkiye için; bağımsız onurlu bir devlet olmaktan vazgeçin, etkin kökenleri itibariyle parçalara bölünün, Osmanlı Devlet düzenine geri dönün demiyor muydu?
Neden?
Parçalanması kolay olsun, dış müdahalelerle yönetilmesi sağlansın diye.
İran’ı da o duruma getirmek istediler.
Ne oldu?
Pabuç çok pahalı çıktı. İran’ı kolaylıkla üç günde, beş günde, yirmi günde, çökertemeyeceklerini anladılar. İran’ın kapattığı Hürmüz Boğazını açabilmek için, tüm ülkelerin Hürmüz boğazına birer gemi göndermelerini istediler.
Hani süper güçtü Amerika?
Başkan Trump, yalnız Amerika da değil, tüm dünyada güvenirliğini yitirdi. Tüm ülkelerin üzerine kışkırttığı, daha doğrusu saldırttığı İsrail’in de sanıldığı kadar güçlü olmadığı ortaya çıktı.
Şimdi, Vietnam’dan, Afganistan’dan çark ettikleri gibi, İran’dan da çark etmelerinin yollarını arayacaklar.
Gelinen durum öyle gösteriyor.