Değişim; Türkçe bir sözcük. Bir durumdan, başka bir duruma geçmektir değişim.
Ama ne yöne doğru değişim?
Hangi alanlarda değişim?
Bireysel değişim mi, toplumsal değişim mi, kitlesel değişim mi?
Nereye doğru değişim; ileri doğru mu, geriye doğru mu, merkeze doğru mu?
Son günlerde, CHP içinde, bir DEĞİŞİM sözüdür sürüp gidiyor.
Değişim isteyenler de, hangi alanlarda ve nasıl bir değişim konusunda açık bir görüş ortaya koymuyor.
Değişimden amaç, bazı kişilerin değişimi ise, zaman içinde bu değişimler oluyor zaten.
Türk ulusu, 19 Mayıs 1919 da başlayarak, Büyük Atatürk’ün önderliğinde bu değişimi yaptı.
Ne yaptı?
Padişahlık sistemini değiştirdi, Cumhuriyet sistemini kurdu. 29 Ekim 1923.
Osmanlı Meclisi yerine, Türkiye Büyük Millet Meclisini kurdu 23 Nisan 1920.
Osmanlıdan başka hiç bir Müslüman ülkenin uygulamadığı Halifeliği kaldırdı. 1924
Şapka devrimi gerçekleştirildi. 1925
Medeni kanun kabul edildi. 1926
Alfabemiz değişti. Arap harfleriyle okuyup yazarken, Latin alfabesiyle okuyup yazmaya başladık (1928)
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 1934
Yazı devrimiyle halkın birden bire cahil bırakıldığını ileri sürenler oldu, günümüzde bile var.
Oysa yazı devriminden önce erkeklerde okuma-yazma bilen Yüzde 7idi. Kadınlarda yüzde 3, ün altındaydı.
Bu değişimleri yapan Atatürk gibi büyük bir asker, büyük bir devrimci ve büyük bir devlet adamıydı.
Çanakkale Zaferinden mağlubiyetle İngiltere’ye dönen İngiliz Başbakanı “ Lord Gürson, “Dünyada yüz yılda bir lider gelir. (Mustafa Kemal’i kastederek) n e yapalım ki, o da Türklere nasip oldu” demişti.
Günümüzde Mustafa Kemal’ in çapında CHP de, diğer partilerde bir devlet adamı yok.
“Değişim, değişim” diye tutturuyorlar ama amaçları yönetimlerin değişmesiyse, üç-beş kişi değiştiğinde hiçbir şey değişmez.
Önce değişimle neyi anlatmak istiyorlar, onu açıklasınlar. Makul, mantıklı şeylerse halk da anlasın, deyişimi kabul ederse halk ta istesin. Çünkü deyişim, deyişim diyerek değişim olmaz.