Bir ilçemizde, kalabalık bir aileden olan kişi; “Bizim ailemizin buğdayları çekip gitti, çavdarları kaldı burada” demişti.
Çavdar; bildiğiniz gibi, buğdaygillerden unu da yapılan, çoğunlukla hayvan yemi olarak da kullanılan bir bitkidir.
Küçük yerlerde, bilgilerini, kültürlerini, sanat alanındaki yeteneklerini ortaya koyamayanlar, büyük yerlere taşınırlar.
Ticarette de böğledir. Kimi insanlar küçük yerlerde küçük sermayelerle işe koyulurlar. Ama büyümeleri, gelişmeleri için nüfus gereklidir. Daha çok kitlelere hitap etmeleri, işlerini büyütmelerine vesile olur.
Küçük yerlerdeki insanları, buğdaydan daha az kaliteli besin maddesi olan çavdara benzetmek isabetli değildir.
Ancak, nüfusu az olan yerlerde kendilerini iyi yetiştiren insanların; bilgilerini, kültürlerini, hangi dalda olursa olsun, sanatlarını ortaya koymaları, işadamlarının işlerini büyütmeleri, tüccarların, ticari açıdan gelişmeleri, çok da olanaklı olmaz.
Ne var ki, küçük yerlerden büyük değerlerin ortaya çıkamayacağını söylemek de, çok da yerinde değildir.
Renk yönünden, güzel koku vermesi yönünden, layık olanlara takdim yönünden gül, her toprakta yetişir. Gülün yetişmesi için nüfusun azlığı ya da çokluğu fark yaratmaz.
Büyük iş adamları, büyük tüccarlar nüfusu az olan yerlerde gelişmelerini gösteremeyebilirler ama önemli bir varlık olarak, her açıdan sanatkâr ruhlu insanlar, bilge insanlar, kendilerini kanıtlayamayacakları küçük yerlerde de yetişir.
Ancak; küçük yerlerde her alanda yetenekli, bilgili, sanat erbabı olanların ünleri de geniş kitlelere yayılmaz, dar bir çerçeve içinde kalır.
Elinden tutan olmadığı için hünerlerini gösteremeyen nice insanlar tanıdım küçük yerlerde.
Altının ayarını, altın konusunda uzman olanlar anlar. Küçük yerlerde, her alanda o uzmanları bulamazsınız. Değerin ortaya çıkamaması, geniş kitlelere yayılamaması bundandır.