Cumartesi-Pazar günleri, sürekli evde olduğum için Halk TV’de Serhan Asker’in hazırlayıp sunduğu “Görkemli Hatıralar” programını izliyordum. O ara programa bir düşünce adamı daha bağlandı. O sırada Almanya’da Başbakanı Merkel, kendi ülkesinde bir binadan çıkıyordu. Binanın önünde, gösterişsiz minibüs türünden bir araç bekliyordu. Merkel’in de arkasından bir kişi vardı; Bir başkası da ön tarafındaydı. Başbakan, minibüsün kapısını kendi eliyle açtı ve ikinci sıradaki koltuğa oturdu. O aracın ne önünde, ne de arkasında başka bir araç ya da araçlar yoktu. Başbakanın bindiği araç hareket etti ve gitti.
Görkemli Hatıraların hazırlayıcısı Serhan Asker, Başbakan Merkel’in bu sadeliği, bindiği aracın sıradanlığı ve kendisiyle birlikte koruyucuların ve başka görevlilerinin olmayışını, programa katılan düşünce adamına sordu. O da, batılıların bu konudaki anlayışına, bakış açılarına bağladı.
Benim de bu sadelik, bu gösterişten uzak tutum dikkatimi çekti.
Ne var ki, devlet adamlarının korunmalarının da gerekli olduğuna inananlardanım. Batılı ülkelerde, tüm vatandaşlar iyi niyetli mi? Devlet adamlarına tuzak kuran, saldırı düzenleyen olmaz mı?
Onu bilemem.
Ama ülkemizde, Başbakan Süleyman Demirel’e, makamına kadar yaklaşan birisi bir yumruk attı. Bülent Ecevit’e mitinglerde saldırmak isteyenler çıktı. İsmet İnönü’ye yurt gezisi sırasında birisi taş atarak başını yardı. Başbakan Turgut Özal’a kapalı salon toplantısında kurşun atıldı. Kurşun konuşma yaptığı mikrofonun çubuğuna rastladı, elini de yaraladı.
Atatürk’e Suikast düzenlendi. Suikast düzenleyen İstiklal Mahkemelerinde yargılandı ve ölüm cezası alanlar asıldı. (1926)
Alman Başbakanı Merkel’in bindiği aracın sadeliği ve pek az korumayla dolaşması, Avrupa ülkelerinde bazı Başbakanların, Bakanların bisikletle seyahat etmeleri çok güzel davranışlar. Ne yazık ki, bizim ülkemizde devlet adamları korunmak zorunda.
Demek ki, batılı ülkelerle bizim aramızda önemli seviye farkı var.