Halk arasında; “Kuruyan ağacın kurdu kendindendir” diye bir deyim vardır. O nedenle diyorum ki, bizi dışardan yıkamazlar. Yeter ki, içimizde birbirimizi yıkmaya kalkışmayalım.
Daha önceki bir yazımdan, bir partili hanımefendinin, karşısında, önemli bir görev için seçilmiş kişiye hitap ediş tarzını gördüm ve hem üzüldüm, hem de irkildim.
Bizi, kimler etti böyle canavar ruhlu?
Anlaşılıyor, o canavar ruhlu hanımefendi, birilerine mesaj vermeğe çalışıyor, “Bakın, ben de böğle destek oluyorum size” demek istiyor. Açıkçası, kendine bir paya vermeğe, verilmesine katkı sağlamaya çalışıyor.
Bir tesellim var bu konuda benim. Aşağıdakiler, yukarıdakiler kadar insani ilişkilerden uzaklaşmış değil.
Yunanistan’ı yönetenler, halkının gözüne girmek için düşmanlık yapıyor komşularına ama depremzedelere yardım ve destek için gelen bir Yunanlı vatandaşın çabalarını gördünüz.
Başındakiler, başka ülkelere düşmanca tavırlar sergilemiş olsalar da, ayrı ülkelerin halkları birbirlerine düşmanca duygular beslemiyorlar.
Türk Kurtuluş savaşında, Yunan bayrağını yerlerde gören Mustafa Kemal, “O bayrağı yerden kaldırın. O bir milletin onur ve şerefini temsil eder” demiş ve Yunan bayrağını kaldırtmıştı.
Devlet adamları Mustafa Kemal gibi düşünür, başka ülkeler ve başka ülkelerin bireyleri için.
Biz niye vatandaşlarımızı birbirine düşürüyoruz. Siyasette bir yere ulaşmak ya da ulaştığımız yerlerde kalmak için mi?
İslam dininde, bilenlerin ve bir günahı bilerek işleyenlerin vebali, bilmeden işleyenlerin vebalinden daha büyüktür.
Kimse, dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmasın, biz her türlü sıkıntının altından, birbirimize destek olarak kalkarız.
Doğu Anadolu’da meydana gelen depremde gördük, ülkemizin her yanından gençler, bu kışta, kıyamette depremzedelere yardıma koştu. Hem de, hiç kimsenin aklından bir ayırım yapmak geçmedi.
Dünyanın öbür ucundaki ülkelerin, örneğin; Meksika’nın vatandaşları yardıma koştu. Biz ise, yardım için gelen kendi yurttaşlarımıza düşmanlık ediyoruz.
Bu nasıl bir duygudur, nasıl bir insanlık anlayışıdır, anlamak mümkün değil.